<?xml version="1.0" encoding="iso-8859-9" ?>
<?xml-stylesheet type="text/xsl" href="http://www.dadaslar.net/forum/RSS_xslt_style.asp" version="1.0" ?>
<rss version="2.0" xmlns:WebWizForums="http://syndication.webwizguide.info/rss_namespace/">
 <channel>
  <title>DADA&#350;LARIN PAYLA&#350;IM MEKANI..... : &#350;ahin TORUN</title>
  <link>http://www.dadaslar.net/forum</link>
  <description>XML içerik linki; DADA&#350;LARIN PAYLA&#350;IM MEKANI..... : &#350;ahin TORUN : Son 10 Gönderilenler</description>
  <copyright>Copyright (c) 2006 Web Wiz Forums - All Rights Reserved.</copyright>
  <pubDate>Tue, 07 Sep 2010 07:42:19 +0000</pubDate>
  <lastBuildDate>Sun, 08 Feb 2009 20:39:17 +0000</lastBuildDate>
  <docs>http://blogs.law.harvard.edu/tech/rss</docs>
  <generator>Web Wiz Forums 8.06</generator>
  <ttl>30</ttl>
  <WebWizForums:feedURL>www.dadaslar.net/forum/RSS_topic_feed.asp?FID=90</WebWizForums:feedURL>
  <image>
   <title>DADA&#350;LARIN PAYLA&#350;IM MEKANI.....</title>
   <url>http://www.dadaslar.net/forum/forum_images/FoLogo.jpg</url>
   <link>http://www.dadaslar.net/forum</link>
  </image>
  <item>
   <title>&#350;ahin TORUN : ERZURUM&#146;UN NAR TANESİ: KARAKÖSE MAHALLESİ</title>
   <link>http://www.dadaslar.net/forum/forum_posts.asp?TID=385&amp;PID=65794#65794</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.dadaslar.net/forum/member_profile.asp?PF=1658">kamikaze</a><br /><strong>Konu:</strong> ERZURUM&#146;UN NAR TANESİ: KARAKÖSE MAHALLESİ<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 08-Şubat-2009 Saat 20:39<br /><br /><DIV><strong></strong>&nbsp;</DIV><DIV><strong><FONT color=#0000cc>Heyygidi karaköse mahallesi ; doğdugum büyüdüğüm o içinde gerçekten manevi bi havanın bulunduğu özel yerr , </FONT></strong></DIV><DIV><strong><FONT color=#0000cc>şimdi öyle değil ama mahallenin %80 inin yıktılar kocaman saçma sapan bi iş merkezinden başka bişey kalmadı.</FONT></strong></DIV>]]>
   </description>
   <pubDate>Sun, 08 Feb 2009 20:39:17 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.dadaslar.net/forum/forum_posts.asp?TID=385&amp;PID=65794#65794</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>&#350;ahin TORUN : Bir Yakın Tarih Erzurum Romanı:Şapka</title>
   <link>http://www.dadaslar.net/forum/forum_posts.asp?TID=6763&amp;PID=58952#58952</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.dadaslar.net/forum/member_profile.asp?PF=613">kryd</a><br /><strong>Konu:</strong> Bir Yakın Tarih Erzurum Romanı:Şapka<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 30-Mayıs-2008 Saat 07:44<br /><br />emeğine sağlıkk]]>
   </description>
   <pubDate>Fri, 30 May 2008 07:44:33 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.dadaslar.net/forum/forum_posts.asp?TID=6763&amp;PID=58952#58952</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>&#350;ahin TORUN : Bir Yakın Tarih Erzurum Romanı:Şapka</title>
   <link>http://www.dadaslar.net/forum/forum_posts.asp?TID=6763&amp;PID=35015#35015</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.dadaslar.net/forum/member_profile.asp?PF=1">@d@m</a><br /><strong>Konu:</strong> Bir Yakın Tarih Erzurum Romanı:Şapka<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 14-Kasım-2007 Saat 08:49<br /><br /><p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><o:p><font color="#ff0000" face="Times New Roman" size="3">&nbsp;</font></o:p></p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><o:p><font color="#ff0000" face="Times New Roman" size="3">&nbsp;</font></o:p></p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><b style=""><font size="3"><font face="Times New Roman"><font color="#ff0000">BİR &#8216;YAKIN TARİH&#8217; ERZURUM ROMANI : ŞAPKA <o:p></o:p></font></font></font></b></p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><b style=""><o:p><font color="#ff0000" face="Times New Roman" size="3">&nbsp;</font></o:p></b></p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><b style=""><font size="3"><font face="Times New Roman"><font color="#ff0000"><span style="">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </span>Şahin Torun<o:p></o:p></font></font></font></b></p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><o:p><font color="#ff0000" face="Times New Roman" size="3">&nbsp;</font></o:p></p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"><font color="#ff0000" face="Times New Roman" size="3">Gözümüzü açtığımızda ilk gördüğümüz birkaç Erzurum Bilgesinden biri M.Çetin Baydar...Kendisinin daha çok Sevgili Ali Kurt Hoca&#8217;ya atfederek söylediği gibi, tam ve tekmil bir Erzurumiyatçı&#8230;Bu nedenle de kendince Erzurum&#8217;a olan vefa borcunu ödemeye çalışan ve böylelikle de Erzurumluların vefa borçlandığı değerli ve sayılı bir avuç Erzurumlu&#8217;dan biri.</font></p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"><o:p><font color="#ff0000" face="Times New Roman" size="3">&nbsp;</font></o:p></p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"><font color="#ff0000" face="Times New Roman" size="3">Öyle ki Erzurum hakkında yapmış olduğu diğer çalışmaları bir yana, sanal ortamdaki <b style="">&#8216;Ansiklopedik Erzurum Sözlüğü,</b> ilk baskısı <b style="">&#8216;Akçağ&#8217; </b>yayınevince yapılan <b style="">&#8216;Geçidi Bekleyen Şehir : Erzurum&#8217;</b> adlı kitabı ve <b style="">&#8216;Vadi&#8217;</b> yayınları tarafından <b style="">&#8216; Bir Yakın Tarih Romanı&#8217; </b>altbaşlığı ile yayınlanan <b style="">&#8216;Şapka&#8217;</b> isimli en son romanı ile bile bu vefa alacağını hak etmiş, vefalı ve çalışkan Erzurumlulardan biri.</font></p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"><font size="3"><font face="Times New Roman"><font color="#ff0000"><b style=""><span style="">&nbsp;</span>&#8216;Şapka&#8217; altbaşlığından da anlaşılacağı üzere &#8216;Bir Yakın Tarih Romanı&#8217; olmakla beraber, en kestirme ve özet haliyle de &#8216;Bir Erzurum Romanı&#8217;dır.</b> Zira romana konu kurgunun tamamı, yere yer &#8216;bilinçakışı&#8217; yöntemiyle Dersaadet/ İstanbul ve Ankara ile çevre illere uğranılan kısa duraklar haricinde Erzurum&#8217;da geçmekte ve romanın ilk sayfasına kaydı düşülen 19 Ekim 1938 tarihi<span style="">&nbsp; </span>ile son sayfasına düşülen 10 Kasım 1938 tarihi arasındaki 15 günlük serüven içerisinde de neredeyse 93 harbinden Atatürk&#8217;ün vefat ettiği tarihe kadar genişleyen bir arka plan dahilinde oldukça net ve detaylı bir<span style="">&nbsp; </span>Erzurum Portresi çizilmektedir.</font></font></font></p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"><o:p><font color="#ff0000" face="Times New Roman" size="3">&nbsp;</font></o:p></p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"><font color="#ff0000" face="Times New Roman" size="3">Edebiyat alanında daha çok modern dramatik anlatılarla, bazı postmodern teknikler ekseninde başvurulan bu kısa zaman aralıklarında, uzanılabildiği kadar genişleyen bir zaman ve mekan ilişkisini birlikte yürütebilme metodu, oldukça elverişli bir yol olsa da kolayca başarılabilen bir metod da değildir.</font></p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"><font color="#ff0000" face="Times New Roman" size="3">Her şeyden önce romancının kurguladığı zamana dair geniş bir birikime ve bunu destekleyecek ölçüde de bir mekan bilgisi ve tanışıklığına sahip olması gerekmektedir. Anlatmak için başvurulan tarz ister öykü isterse roman olsun, böylesi bir zaman birikimi ve böylesi bir mekan tanışıklığı bir bütün olarak her ne kadar elzem olsa da, hem yazar hemde okur açısından yazılan şeyi okunabilir<span style="">&nbsp; </span>kılan en önemli husus özellikle yazarın ele aldığı zamandan çok, kurgusunu yerleştirdiği mekanla kurduğu tanışıklık, sürdürdüğü ilişki, mekana bağlılık ve yakınlıkla birebir alakalıdır.</font></p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"><o:p><font color="#ff0000" face="Times New Roman" size="3">&nbsp;</font></o:p></p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"><b style=""><font size="3"><font face="Times New Roman"><font color="#ff0000">&#8216;Şapka&#8217;nın daha çok yazınsal eleştiri - roman, öykü eleştirisi - ekseninde ele alınıp incelenmesi gereken kuramsal, eylemsel ve yapısal durumu ile ayrı bir inceleme konusu olacak yorumsal, sanatsal ve tarihsel tartışmalı tarafları bir yana en büyük başarısı da özellikle M.Çetin Baydar&#8217;ın anlatısını yerleştirdiği mekan olan Erzurum&#8217;la kurduğu bu yakın ve içten iliş ki de göze çarpmaktadır.<o:p></o:p></font></font></font></b></p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"><b style=""><o:p><font color="#ff0000" face="Times New Roman" size="3">&nbsp;</font></o:p></b></p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"><b style=""><font size="3"><font face="Times New Roman"><font color="#ff0000"><span style="">&nbsp;</span>Zira &#8216;Şapka&#8217;nın arka planı olarak seçilen mekan, her ne kadar roman da anlatılan biçimiyle bir vakitlerin Erzurum&#8217;u olsa da , büyük ölçüde de hepimize tanıdık gelecek biçimde M.Çetin Baydar&#8217;ın gerek kültürel aktarım yoluyla işitip bellediklerinden ve gerekse birebir kurup geliştirdiği ilişki ve gözlemlerinden devşirerek benimsediği kendi yurdu, kendi memleketi, kendi Erzurum&#8217;u bir bakıma da hiç birimize yabancı düşmeyen bizim Erzurum&#8217;umuzdur&#8230;<o:p></o:p></font></font></font></b></p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"><b style=""><o:p><font color="#ff0000" face="Times New Roman" size="3">&nbsp;</font></o:p></b></p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"><b style=""><o:p><font color="#ff0000" face="Times New Roman" size="3">&nbsp;</font></o:p></b></p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"><b style=""><o:p><font color="#ff0000" face="Times New Roman" size="3">&nbsp;</font></o:p></b></p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"><b style=""><o:p><font color="#ff0000" face="Times New Roman" size="3">&nbsp;</font></o:p></b></p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"><b style=""><o:p><font color="#ff0000" face="Times New Roman" size="3">&nbsp;</font></o:p></b></p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"><b style=""><font size="3"><font face="Times New Roman"><font color="#ff0000">Bu nedenle de &#8216;Şapka&#8217;da görülen belli başlı portreler içerisinde Ebulhindili Sefer Bey, Genel Vali Tahsin Uzer, Halkevi İkinci<span style="">&nbsp; </span>Reisi Ömer Bey, İsmail Usta, İlbay Haşim İşcan, Şarbay Şevket Arı, Nafiacı İhsan Bey, Namikefendizade Hadi Bey, Hekatçı Sürmeli Baba, Hoca Salih Efendi, Sabri Dadaş&#8230;vs..vs gibi tip karakter yada kahramanlardan çok<span style="">&nbsp; </span>asıl kahraman, asıl tip ve asıl karakter &#8216;Erzurum&#8217; ve &#8216;Erzurumlu&#8217;dur dense bile yeridir.<o:p></o:p></font></font></font></b></p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"><b style=""><o:p><font color="#ff0000" face="Times New Roman" size="3">&nbsp;</font></o:p></b></p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"><b style=""><font size="3"><font face="Times New Roman"><font color="#ff0000">Bütün bu yönleriyle de eğer gözden kaçırdığımız özellikle roman ve öykü türünde başka bir çalışma yok ise &#8216;Şapka&#8217;nın böylesine detaylı ve net bir biçimde<span style="">&nbsp; </span>Erzurum&#8217;u bir romana konu edişiyle bile en azından Erzurum ve <span style="">&nbsp;</span>Erzurum&#8217;lu potansiyel öykücü ve romancılar <span style="">&nbsp;</span>için yol açıcı ve cesaretlendirici bir &#8216;ilk roman&#8217; olduğunu söylemek gerekmektedir&#8230;<o:p></o:p></font></font></font></b></p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"><b style=""><o:p><font color="#ff0000" face="Times New Roman" size="3">&nbsp;</font></o:p></b></p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"><font color="#ff0000" face="Times New Roman" size="3">Bu o kadar böyledir ki &#8216;Şapka&#8217;yı okurken o vakitlerin Erzurum&#8217;un da inkilabın imar çabalarıyle değişen Cumhuriyet Caddesi&#8217;nden orta yerinden akan deresiyle şehrin kaynayan kazanı Tebrizkapısı&#8217;na,<span style="">&nbsp; </span>şehre Batı&#8217;dan yol veren İstanbulkapısı&#8217;ndan Kavakkapısı&#8217;na, Sürmeli Ağa&#8217;nın hekatlarını söylediği Gülenber&#8217;in<span style="">&nbsp; </span>iki kapılı kahvesiyle şenlenen Erzincan kapısı&#8217;ndan Gez Mahallesi&#8217;ne, Doğu illerinin ekselansı Tahsin Uzer&#8217;in duygusal anısını irad ettiği İstasyon mevkiinden Kırbaşzade Fevzi Bey&#8217;in kendisi gibi bir avuç yiğit dadaşla savunup ermeniyi sokmadığı Yoncalığa, Hükümet Meydanından Bakıcılar Çarşısı&#8217;na kadar pek çok mekanı canlı bir biçimde seyredebiliyor; <span style="">&nbsp;</span>tasvir edilen o kadar semt, mahalle, sokak, çarşı, cadde de o vakitlerin izlerini arayabiliyor ; hatta bundan da öte, şimdi bir iki tarihi eser dışında çoğunun yerinde yeller esen yapılara, konaklara, sazlıklara, sözgelimi Petekli Bahçe&#8217;ye kadar ince ince işlenmiş bir Erzurum&#8217;u gezip dolaşabiliyorsunuz.</font></p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"><o:p><font color="#ff0000" face="Times New Roman" size="3">&nbsp;</font></o:p></p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"><b style=""><font size="3"><font face="Times New Roman"><font color="#ff0000">Romanın satır aralarına bolca eklenen didaktik ve yoruma dayalı tarihsel açıklamaların yüklediği ağırlığa rağmen her daim diri bir biçimde resmedilen bu Erzurum tasvirindeki başarıyı da M.Çetin Baydar&#8217;ın şehre karşı duyduğu ilgiyle bu ilginin gözler önüne sermiş olduğu birebir yakınlık ve tanışıklıkta aramak gerekiyor elbette&#8230;<o:p></o:p></font></font></font></b></p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"><b style=""><font size="3"><font face="Times New Roman"><font color="#ff0000">İlk bakışta dikkati çeken S; 23, 26, 27, 28, 35, 38, 44, 48, 83, 87, 94, 170&#8230;vs..vs..gibi sayfalar bu başarılı, öğretici ve tanıtıcı Erzurum tasvirlerine örnek olarak okunabilir.<o:p></o:p></font></font></font></b></p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"><b style=""><o:p><font color="#ff0000" face="Times New Roman" size="3">&nbsp;</font></o:p></b></p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"><b style=""><font size="3"><font face="Times New Roman"><font color="#ff0000">Öte yandan yazarın Erzurum&#8217;a yönelik bu ilgi ve yakından tanışıklığının vermiş olduğu serbestiyetten olsa gerek, bütün bu fiziki tasvirler yanında M.Çetin Baydar&#8217;ın, Dadaşlık başta olmak üzere Erzurum umumi efkarı, Erzurum ekabirleri, ağavatları, kopuk takımı, ermeni ahalisi velhasıl cümle avamı ve eşrafı ekseninde ele alıp ifade ettiği psikolojik, sosyolojik, sosyo ekonomik, sosyo kültürel bağlamdaki bireysel ve toplumsal davranışlara ilişkin düşünceleriyle şekillenen ve pek çoğu hakkında tartışmalar süregelse de çoğunlukla aksi ispatlanmamış ve bir o kadar da acı ama gerçek denilebilecek eleştirel yorumları ile yeri geldiğinde de sözgelimi Yeşilzade Salih Efendi, Hamamizade Münzevi Rauf Efendi, Kırbaşzade Fevzi Bey, Hacı Galip Efendi, Gacıroğlu Hacı Osman Efendi gibi birkaç müstesna ve örnek isim ekseninde anlatılagelen şahsiyet sahibi Erzurunlulara özel Dadaşlık ve Erzurumluluk övgü ve tembihlerininin de altını çizmek gerekiyor&#8230; Mesela S: 7, 8, 9, 12, 14, 16, 20, 24, 25, 36, 37, 38, 39, 43, 51, 52, 67, 75, 80, 84, 110, 113, 126, 142, 144, 148, 149, 158, 185i 188, 204, 217, 223, 228..vs..vs..sayfalar ise yazarın bu anlamdaki yergili ve övgülü yorumlarına örnek olarak okunabilir.<o:p></o:p></font></font></font></b></p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><o:p><font color="#ff0000" face="Times New Roman" size="3">&nbsp;</font></o:p></p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"><b style=""><font size="3"><font face="Times New Roman"><font color="#ff0000">Bütün bu tarihsel gerçeklere dayalı yorumlar neticesinde de M.Çetin Baydar&#8217;ın her daim diri tutmaya çalışarak ifade ettiği, feraset ve cehalet eksenindeki Erzurum- Erzurumluluk ve Dadaşlık yorumunun ön plana çıkarıldığını görüyoruz &#8216;Şapka&#8217;da.<o:p></o:p></font></font></font></b></p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"><b style=""><o:p><font color="#ff0000" face="Times New Roman" size="3">&nbsp;</font></o:p></b></p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"><font color="#ff0000" face="Times New Roman" size="3">Bu anlamda ise; sürekli ihmal edilmiş ve kadri kıymeti bilinmemiş bir Erzurumla birlikte ifade ediliyor olsa da ;<span style="">&nbsp; </span>çoğunluğu çabuk sinirlenen, duygularına kapılmış, günü birlik düşünen, hemen tazyik edilebilecek bir hırçınlığa dayalı, epeyce cahil ve düşüncesiz bir Erzurumluluk<span style="">&nbsp; </span>ve nedense bazı zamanlar bu hallere karışarak netameli bir renge bürünmeye yüz tutan bir Dadaşlık algısının eleştiriliyor oluşu oldukça önemli bir ayrıntısıdır &#8216;Şapka&#8217;nın.</font></p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"><o:p><font color="#ff0000" face="Times New Roman" size="3">&nbsp;</font></o:p></p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"><font color="#ff0000" face="Times New Roman" size="3">Mesela şapkanın en belirgin tiplemelerinden belki de en yetkin biçimde kurgulanmış karakterlerinden<span style="">&nbsp; </span>biri olan Ebulhindili Sefer Bey tipleme yada karakterinin yer yer övülse de, bazı davranışları dolayısıyla da dadaşlıkla, kopukluğun, hesapçılığın, güce kuvvete ram olarak varlık bulan bir karakter ve tip karmaşasının şekillendirdiği bir adam olarak eleştiriye tabi tutulması ama ille de yine Sefer Bey&#8217;e özgü delikanlılık, yiğitlik, mertlik ve söze sadakatin ön plana çıkarılarak &#8216;&#8230;böylesine yiğit ama sırtını dayadığı yerler ve dahil olduğu eylemler dolayısıyla da <span style="">&nbsp;</span>epeyce düşündürücü&#8217; bir başka Sefer Bey portresinin işleniyor oluşu tam da bu eleştirel yaklaşımı ortaya çıkarıyor.</font></p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"><o:p><font color="#ff0000" face="Times New Roman" size="3">&nbsp;</font></o:p></p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"><b style=""><font size="3"><font face="Times New Roman"><font color="#ff0000">Bu haliyle de neredeyse ele aldığı &#8216;Şapka&#8217; hadisenin tezgahlanmışlığı eksenindeki yorum ve sorgulamalarına benzer biçimde; <span style="">&nbsp;</span>bu tezgah karşısında koskoca bir şehrin- Erzurum&#8217;un <span style="">&nbsp;</span>tavrına dönük eleştiri ve yorumları ile de oldukça anlamlı ve düşündürücü şöyle birkaç soru soruyor sanki de M.Çetin Baydar;<o:p></o:p></font></font></font></b></p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"><b style=""><o:p><font color="#ff0000" face="Times New Roman" size="3">&nbsp;</font></o:p></b></p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"><b style=""><font size="3"><font face="Times New Roman"><font color="#ff0000">Her ne kadar yiğit, delikanlı, sözünün eri olsa da bütün bu hareketleriyle birlikte sırf bağlandığı iktidar ve güç odakları öyle istiyor diye sorgusuz sualsiz bir korkutuculuk ve fedailikle buna sırtını dayayan bir komitacılığı sorgulamadan ve düşünmeden Dadaşlığa hasretmek ne kadar anlamlıdır?...<o:p></o:p></font></font></font></b></p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"><b style=""><o:p><font color="#ff0000" face="Times New Roman" size="3">&nbsp;</font></o:p></b></p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"><b style=""><font size="3"><font face="Times New Roman"><font color="#ff0000">Hakeza otoriteyle gelen her moda, yenilik ve değişime &#8216;&#8230;başı açık segirten&#8230;&#8217; bir şehrin eşrafının tarihsel konumu ile bu konumu sıkı tutabilmek için bulduğu ilk fırsatta karısıyla kızıyla, kızanıyla dans salonlarında yer kapmaya koşan ve giriştiği bütün bu davranışlar toplamıyla da şu yada bu şekilde toplumun üstünde bir yere tutarak &#8216;Eşraf&#8217; sayfasına yazılan bir topluluğa ne kadar eşraf denilip Eşraf katına çıkarılabilir?...<o:p></o:p></font></font></font></b></p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"><b style=""><o:p><font color="#ff0000" face="Times New Roman" size="3">&nbsp;</font></o:p></b></p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"><b style=""><font size="3"><font face="Times New Roman"><font color="#ff0000">Yine bunlara benzer biçimde,tıpkı romanda anlatılan dönemde olduğu gibi; adete kanmak ve sokaklara dökülmek üzere aleste bekleyen ve bunun içinde birkaç kandırıcı ve birkaç provakatör arayan avami şehir cehaletini sağlıklı bir Erzurum dayanışması ve Erzurumlu duruşu olarak tarif edebilmek ne kadar mümkün olabilir?...<o:p></o:p></font></font></font></b></p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"><b style=""><o:p><font color="#ff0000" face="Times New Roman" size="3">&nbsp;</font></o:p></b></p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"><font color="#ff0000" face="Times New Roman" size="3">M.Çetin Baydar&#8217;ı okuyan, üslubunu az çok bilen ve eleştirel duruşu ile, özellikle Erzurumluluk ve Dadaşlık üzerindeki titizliği ile bütün bu hallerini derin bir okuma ve bir o kadarda özgün bir yoruma<span style="">&nbsp; </span>dökerek ifade eden tarzına şu yada bu şekilde tanık olan hemen herkesin bekleyebileceği sorular bunlar;</font></p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"><o:p><font color="#ff0000" face="Times New Roman" size="3">&nbsp;</font></o:p></p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"><font color="#ff0000" face="Times New Roman" size="3">Ve elbette ki yine M.Çetin Baydar has bütün bu bilgi ve tanışıklığa rağmen kimilerinin kabul edip savunarak onunla birlikte sorabileceği, kimlerinin de reddedip eleştirerek karşısına çıkabileceği sorular;</font></p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"><o:p><font color="#ff0000" face="Times New Roman" size="3">&nbsp;</font></o:p></p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"><b style=""><font size="3"><font face="Times New Roman"><font color="#ff0000">Yine de ifade etmek gerekiyor ki, ister savunulsun, isterse eleştirilsin, üzerinde düşünülmeden ve sorgulanmadan öyle kolay kolay gözardı edilebilecek sorular da değil&#8230;<o:p></o:p></font></font></font></b></p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"><b style=""><o:p><font color="#ff0000" face="Times New Roman" size="3">&nbsp;</font></o:p></b></p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"><font color="#ff0000" face="Times New Roman" size="3">Zira başta da ifade ettiğimiz gibi kendisini Erzurum&#8217; a vakfetmiş bir avuç insan dan biri olarak duran, hatta böylece durmakla yetinmeyip, çalışan, araştıran, inceleyen, yorumlayan ve konuşan bir &#8216;Bilge&#8217; Erzurumlu&#8217;nun<span style="">&nbsp; </span>sorularıdır bunlar&#8230;</font></p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"><o:p><font color="#ff0000" face="Times New Roman" size="3">&nbsp;</font></o:p></p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"><b style=""><font color="#ff0000" face="Times New Roman" size="3">Ve bu bilge Erzurumlu; &#8216;Şapka&#8217;da Erzurum&#8217;dan hareketle bir yandan ülke genelinde kurulan ne idüğü belirli bir tezgahın arka yüzünü açıklamaya ve sorgulamaya çalışırken öte yandan da o tezgahın oldukça gürültüyle döndürüldüğü bir şehir olan Erzurum&#8217;da biz Erzurumlular&#8217;a özel halleri anlatıp açık etmeye çalışıyor&#8230;</font></b></p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"><o:p><font color="#ff0000" face="Times New Roman" size="3">&nbsp;</font></o:p></p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><font size="3"><font face="Times New Roman"><font color="#ff0000"><span style="">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </span><b style="">Özetle &#8216;Şapka&#8217; da biryandan vahim bir olayın genel tasviri yapılırken biryandan da bütün bu tasvir içerisindeki iyi-kötü duruşumuzla bizi bize anlatmaya ve gerek ülke gerekse şehir olarak nasıl bir tarihsel miras üzerinde durduğumuzu göstermeye çalışıyor M.Çetin Baydar.<o:p></o:p></b></font></font></font></p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><o:p><font color="#ff0000" face="Times New Roman" size="3">&nbsp;</font></o:p></p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><font size="3"><font face="Times New Roman"><font color="#ff0000"><span style="">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </span><b style="">Tıpkı Sürmeli Baba gibi karşımızda otursa da hekat anlatmıyor; ve sanki de; &#8216;&#8230;o vaktin Erzurum&#8217;unda şöyle şöyle oldu, ve bu hal olurken şu tıynetten adamlar şunu şöyle iyice, mertçe, akilane, ferasetle , dadaşça yaptılar, bu tıynetten adamlar da bunu böyle kötüce, namertçe, cahilce yaptılar, evet öyle yaptılar ve ortada bir tarih, bir Erzurum, bir de Dadaşlık kaldı herkesin diline dolayıp konuştuğu ,diyor&#8230;<o:p></o:p></b></font></font></font></p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><b style=""><o:p><font color="#ff0000" face="Times New Roman" size="3">&nbsp;</font></o:p></b></p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><font size="3"><font face="Times New Roman"><font color="#ff0000"><span style="">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </span><b style="">Nahak yere adamlar asıldı, birileri varlıklarını korudu, birileri mahallesini savunurken vuruldu, birileri kovuldu, birileri aç bi-ilaç kaldı, yapılar söküldü, yapılar kuruldu, birileri bir amaç uğruna sahih bir sözü doğru bir yere ulaştırdı, birileri de başka başka amaçlarla yalan sözleri oraya buraya taşıdılar&#8230;Böyleyken böyle oldu ve bir düzen kuruldu hem Erzurum&#8217;da hemde Ülke&#8217;de, diyor&#8230;<o:p></o:p></b></font></font></font></p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><b style=""><o:p><font color="#ff0000" face="Times New Roman" size="3">&nbsp;</font></o:p></b></p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><b style=""><font size="3"><font face="Times New Roman"><font color="#ff0000"><span style="">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </span>&#8216;Şapka&#8217; işte bu nedenle başta biz Erzurumlular için oldukça ve ayrıcalıklı bir önem arzediyor; bunun nedenlerini öğrenmek içinde öncelikle &#8216;Şapka&#8217;yı okumak gerekiyor&#8230;<o:p></o:p></font></font></font></b></p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><b style=""><font size="3"><font face="Times New Roman"><font color="#ff0000"><span style="">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </span><span style="">&nbsp;</span>Ve emin olun &#8216;Şapka&#8217; bir solukta okunmayı hak ediyor&#8230;<o:p></o:p></font></font></font></b></p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><b style=""><o:p><font color="#ff0000" face="Times New Roman" size="3">&nbsp;</font></o:p></b></p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><b style=""><font size="3"><font face="Times New Roman"><font color="#ff0000"><span style="">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </span><span style="">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </span>&#8230;&#8230;&#8230;..//&#8230;&#8230;&#8230;..<o:p></o:p></font></font></font></b></p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><o:p><font color="#ff0000" face="Times New Roman" size="3">&nbsp;</font></o:p></p><span style="font-size:10px"><br /><br />Düzenleyen BeNGuSuYuM - 10-Eylül-2009 Saat 19:01</span>]]>
   </description>
   <pubDate>Wed, 14 Nov 2007 08:49:25 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.dadaslar.net/forum/forum_posts.asp?TID=6763&amp;PID=35015#35015</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>&#350;ahin TORUN : YAZMAKTA SÖYLEMEK İSE EĞER</title>
   <link>http://www.dadaslar.net/forum/forum_posts.asp?TID=6483&amp;PID=29713#29713</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.dadaslar.net/forum/member_profile.asp?PF=1572">LOBİYA</a><br /><strong>Konu:</strong> YAZMAKTA SÖYLEMEK İSE EĞER<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 24-Ekim-2007 Saat 19:56<br /><br />Düpedüz yalan, iftira olanları bir yana, düpedüz düzdürülmüş olduğu ayan beyan ortada olanlarda öbür yana, salt kurgularımız, öyle olmadan öyle olmasını istediğimiz için öyle olduğunu vehmederek öyle yazdığımız, söylediğimiz onca harf, kelime, cümle yığını hiç olmazsa minnacık, sözgelimi incir çekirdeği kadar bir hayra dönük değilse ne diye yazıyor, ne diye onca kelamı ve onca satırı heba ediyor, dil&#8217;e, söz&#8217;e, yazı&#8217;ya, kalem&#8217;e, kağıda ne diye zulmediyor, göz göre göre bir günah işlerken birde dilimizi, sözümüzü, kalemi ve kağıdı bu günahın şahitleri haline getiriyoruz o zaman, ne diye?... <br /><br /><br /><br />ÇOK GÜZEL BİR PAYLAŞIM OLMUŞ...TEŞEKKÜRLER ÇOK BEĞENDİM <br />]]>
   </description>
   <pubDate>Wed, 24 Oct 2007 19:56:28 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.dadaslar.net/forum/forum_posts.asp?TID=6483&amp;PID=29713#29713</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>&#350;ahin TORUN : YAZMAKTA SÖYLEMEK İSE EĞER</title>
   <link>http://www.dadaslar.net/forum/forum_posts.asp?TID=6483&amp;PID=29703#29703</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.dadaslar.net/forum/member_profile.asp?PF=1658">kamikaze</a><br /><strong>Konu:</strong> YAZMAKTA SÖYLEMEK İSE EĞER<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 24-Ekim-2007 Saat 18:03<br /><br />okudum <br />paylaşım için teşekkürler]]>
   </description>
   <pubDate>Wed, 24 Oct 2007 18:03:16 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.dadaslar.net/forum/forum_posts.asp?TID=6483&amp;PID=29703#29703</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>&#350;ahin TORUN : YAZMAKTA SÖYLEMEK İSE EĞER</title>
   <link>http://www.dadaslar.net/forum/forum_posts.asp?TID=6483&amp;PID=29696#29696</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.dadaslar.net/forum/member_profile.asp?PF=1">@d@m</a><br /><strong>Konu:</strong> YAZMAKTA SÖYLEMEK İSE EĞER<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 24-Ekim-2007 Saat 16:15<br /><br />YAZMAK&#8217;TA SÖYLEMEK İSE EĞER&#8230;<br /><br /> <br /><br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Şahin Torun<br /><br /> <br /><br />Yazmakta söylemek ise yada söylemenin bir başka biçimi ise eğer; o zaman Kur&#8217;an&#8217;ı düşünmek ve sarsılmak gerek&#8230;Sarsılmak gerek, zira; o yüce kitaba göre, yapmayacaklarını, yapamayacaklarını söyleyenler ile, kendi vehimlerinin peşinde geze dolaşa kaybolan develer gibi yolunu kaybedenlerden olup helak olmamamız için en başta içimizin kıyılarına vurup sulayan bir hakikati&#8230; İster yazarak ister söyleyerek olsun böylesi  bir hakikati, hiç olmazsa, dillendirmemiz ya da bir hayra dönük olmakla süslü, sözgelimi hakkımızı aramak ve hakkı yenilmişleri hakkını aramak gibi anlamlı ve hakiki bir çekirdeği sulamamız gerekiyor&#8230;<br /><br /> <br /><br />Böyle olmayınca sözümüz söz olmuyor mu, yazdığımız yazı olarak şekillenmiyor mu?...<br /><br />Belki oluyor, belki öylece şekilleniyor, öyle görünüyor yada süsleyip incileyerek düzdürdüğümüz onca şey belki çokça alkışlanabiliyor bile&#8230;<br /><br /> <br /><br />Belki sözümüz de, yazımız da, sözden ve yazıdan sayılarak hem de en süslüsünden raflara, vitrinlere, alanlara bile yerleştirilip ypıştırılabiliyor, yol verilebiliyor dediklerimize, yazdıklarımıza&#8230;<br /><br /> <br /><br />Ahali bizi dinleyebiliyor, millet az-çok yazdıklarımızı, beyan ettiklerimizi okuyabiliyor: &#8216;Hele bakın&#8217; diyebiliyorlar &#8216;Adam ne güzel yazmış&#8217;, &#8216;Adam ne güzel konuşmuş&#8217; diye&#8230;<br /><br /> <br /><br />Belki gerçekten de bir güzel konuşabiliyor , güzel hem de en güzel biçimde yazabiliyoruz belki ve bu halimizle ister konuşurken ister yazarken ahalinin, çarşı pazarın hoşuna bile gidebiliyor, koltuklanabiliyor, pohpohlanabiliyor, şişirilebiliyor, şişebiliyoruz belki de&#8230;<br /><br /> <br /><br />Düpedüz yalan, iftira olanları bir yana, düpedüz düzdürülmüş olduğu ayan beyan ortada olanlarda öbür yana, salt kurgularımız, öyle olmadan öyle olmasını istediğimiz için öyle olduğunu vehmederek öyle yazdığımız, söylediğimiz onca harf, kelime, cümle yığını hiç olmazsa minnacık, sözgelimi incir çekirdeği kadar bir hayra dönük değilse ne diye yazıyor, ne diye onca kelamı ve onca satırı heba ediyor, dil&#8217;e, söz&#8217;e, yazı&#8217;ya, kalem&#8217;e, kağıda ne diye zulmediyor, göz göre göre bir günah işlerken birde dilimizi, sözümüzü, kalemi ve kağıdı bu günahın şahitleri haline getiriyoruz o zaman, ne diye?...<br /><br /> <br /><br />Sadece söylerken ya da yazarken fena değiliz,kimimiz söylemeyi, kimimizde yazmayı seviyoruz,  az çok iyiyiz, yada şöyle yada böyle ustayız diye; içinde işte az önce tanıştığımız o meyvenin içindeki hacimlerden bir hacim kadar olsun &#8216;Hayr&#8217; ı barındırmayan onca şeyi demek yada yazmak için o kadar zahmete sırf bu yüzden mi katlanıyoruz yoksa&#8230;<br /><br /> <br /><br />Eğer öyleyse vay halimize ; vay halimize ki; her nerede durursak duralım ve hangi renklerle süsleyip, hangi şekillerden devşire devşire yazıp söyleyerek hani vitrinlere yerleşirsek yerleşelim ; boşa yazıyor ve boşa söylüyoruz&#8230;Vay halimize ki; bütün bu boşa söylemiş ve yazmışlığımızla  da &#8216; Baba Allah Nerede?...&#8217; diye sorabilen 5 yaşındaki çocuğun dillendirdiği  &#8216;Hakikat&#8217; kadar &#8216;Hakikat&#8217;ten bile uzağa düşebiliyor, kaybolup gidebiliyoruz&#8230;<br /><br /><span style="font-size:10px"><br /><br />Düzenleyen @d@m - 24-Ekim-2007 Saat 18:53</span>]]>
   </description>
   <pubDate>Wed, 24 Oct 2007 16:15:44 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.dadaslar.net/forum/forum_posts.asp?TID=6483&amp;PID=29696#29696</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>&#350;ahin TORUN : KİLİDİ MÜLK-İ İSLAM&#039;I GÖRMEK;KİLİDİ MÜLK-İ İSLAM&#039;I</title>
   <link>http://www.dadaslar.net/forum/forum_posts.asp?TID=6396&amp;PID=28056#28056</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.dadaslar.net/forum/member_profile.asp?PF=1">@d@m</a><br /><strong>Konu:</strong> KİLİDİ MÜLK-İ İSLAM&#039;I GÖRMEK;KİLİDİ MÜLK-İ İSLAM&#039;I<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 16-Ekim-2007 Saat 08:09<br /><br />KİLİDİ MÜLK-İ İSLAM'I GÖRMEK;KİLİDİ MÜLK-İ İSLAM'I TEMBİH ETMEK; KİLİDİ MÜLK-İ İSLAM'I EMANET ETMEK<br /> <br />Şahin TORUN&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<br />  <br /> <br /> <br /> Görmek ve gördüğünü ifade edebilmek gerçekten de büyük marifet sayılsa gerek.<br />Zira başlangıcı görmek, sonu ise gördüğü gibi ifade etmekle kaim böylesi bir marifet öncelikle göz'ün,  sonrada dil'in marifetinden neşet edebilir ancak&#8230;<br />Demek ki, önce gözün ve dilin marifetli olması gerekmektedir ki, görülen ve görüldüğü gibi ifade edilen de her ne ise bir marifete haiz olabilsin.<br />Sevgili Vedat Aydın'ın Sevgili M.Fethullah Gülen Hocaefendi'den aktararak geçtiğimiz hafta bir daha dile getirdiği o güzelim benzetme ile bir 'Huma Kuşu' rahmetli M.Lütfi Efe'nin, o muhteşem gazelleri bir yana; hepimizin bildiği o meşhur iki dizesini bile okuduğum her an aklıma böylesine marifetli bir bir göz ile dil'in sahibi bir güzel insan gelir sürekli&#8230;<br />'&#8230;Erzurum kilidi Mülk-i İslamın / Mevlaya emanet olsun Erzurum&#8230;'<br />Ve bu güzel insanı düşünerek okuduğum her zaman da bu bildik dizeler içerdikleri feraset, marifet, muhabbet ve temenna ile, öylesine derin bir ufuk açarlar ki, bir yandan bu dizelere diğer yandan da bu dizelerin sahibi olan o 'Huma Kuşu'nun marifetine hayret ederim.<br />'&#8230;Erzurum kilidi Mülk-i İslam'ın&#8230;' derken; doğup büyüdüğüm ve yaşlanmaya bile başladığım Vatanımın, Yurdumun, Toprağımın cümle İslam mülkünün kilidi olarak tahsinlendiğini elbette anlar ve bununla gönenmeye çalışırım.<br />'&#8230;Mevlaya emanet olsun Erzurum&#8230;' derken de böylesine büyük bir tahsinle onurlandırılan Vatanımın, Yurdumun, Toprağımın da ancak, O'ndan daha fazla sadakat gösterecek hiçbir canlı, cansız,makam, mevkinin olmadığı Yüce Mevla'ya emanet edilebileceğini de elbette idrak ederim&#8230;<br />Ama her ne kadar böylece görmeye ve böylece idrak etmeye çalışsam da, bu dizeleri dile getiren o biricik 'Huma Kuşu'nun gözlerinde ve dilinde duran marifete gıpta ile bakmadan edemem&#8230;<br />Hayretimin ve şaşkınlığımın böylesine doruklara yükseldiği noktada ise bir yandan sadece bu iki dizedeki marifete baka baka neden herkesin şiir yada gazel yazamayacağını daha iyi anlar;<br /> Diğer yandan da bir ucundan diğer ucuna İslam ile tembihlenmiş ve mühürlenmiş bir  şehirde yaşadığımızı; her nereye bakıyorsak o mühürle görüp, her nereye gidiyorsak o tembihle dönmemiz gerektiğini bunun içinde evvela gözlerimizde süzülüp cümle varlığımızda şavkıyacak bir marifetle marifetlenmekten başka bir yol olmadığını tefekkür ederim&#8230;<br />Keşke böylesine marifetli gözlerle bakabilseydik Vatanımıza, Yurdumuza, Toprağımıza, Kendimize, İnsanımıza&#8230;<br />Ve böylesine bir marifetle döndürebilseydik dilimizi&#8230;<br />Keşke&#8230; <br />]]>
   </description>
   <pubDate>Tue, 16 Oct 2007 08:09:45 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.dadaslar.net/forum/forum_posts.asp?TID=6396&amp;PID=28056#28056</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>&#350;ahin TORUN : ŞİŞE KIRIKLARI, CADDELER, ŞEHİR VE ALKIŞLAR&amp;#8230;</title>
   <link>http://www.dadaslar.net/forum/forum_posts.asp?TID=6395&amp;PID=28055#28055</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.dadaslar.net/forum/member_profile.asp?PF=1">@d@m</a><br /><strong>Konu:</strong> ŞİŞE KIRIKLARI, CADDELER, ŞEHİR VE ALKIŞLAR&amp;#8230;<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 16-Ekim-2007 Saat 08:08<br /><br />ŞİŞE KIRIKLARI, CADDELER, ŞEHİR VE ALKIŞLAR&#8230;<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;ŞAHİN TORUN<br /><br />Bir şehri sevdiğini sadece söylemekle, bu sevgiyi bağırmadan yapabileceğinin en iyisini yapmak yada her neyi yapıyorsa onun en iyisini, hiç olmazsa mesela gelip geçen araçlara mazarat olmasın diye yola atılmış bir şişe kırığını yoldan kaldırarak bir kemliği engellemek için çaba sarfetmek arasında asfaltta şişe kırarak mazarat olmak için çabalamakla, kırık şişeleri atıldıkları yerlerden kaldırmak için çaba sarfetmek  kadar bir fark vardır&#8230;<br /><br />Hemen herkesin görüp anlayabileceği bir farktır bu. Ve orta yerde sedece asfalta çalınmış bir kırık şişe dursa da; eylemin o şişeyi asfalta çalarak kıran öznesiyle, atıldığı yerden kaldıran öznesi iki farklı meşrebi ortaya koymaları hasebiyle biri &#8216;şer&#8217; olanı, diğeri de &#8216;hayr&#8217; olanı işaret eden ve son tahlilde  ikisi de aynı şehre ait,  ikisi de bir şekilde insani ama davranışın asaleti bakımından biri diğerinden tamamen farklı iki duruş çıkacaktır ortaya&#8230;<br /><br />İster &#8216;şer&#8217; bakımından olsun, isterse &#8216;hayr&#8217; ı işaret etsin her ikisi de aynı şehirde olup biten bu eylemler  ayrışmasında şehre en ayırıcı vasfını kazandıracak şey ise  yine aynı şehirde asfaltta şişe kıranlarla, yolları şişe kırıklarından temizleyenler arasındaki aritmetik ilişkiye yada işlenen eylemle işleyen özneler bağlamında &#8216;şer&#8217; yada &#8216;hayr&#8217;ın hangisine alkış tutup iltifat edeceği ile ilişkili olacaktır&#8230;<br /><br />Böylesi bir iltifat belirlemenin sonucunda ise ya yolları kırık şişelerle dolduranları &#8216;tekdir&#8217; ederek yekununu bulan bir &#8216;hayr&#8217;a dönük tercihin yada aynı adamları &#8216;takdir&#8217; ederek kırık şişeleri toplayanları canından bezdirecek bir &#8216;şer&#8217; in sesi yükselecektir şehirde&#8230;<br /><br />İşte bu ortamda  en önemli mesele şehirde yükselen sesin neyi işaret ettiği yada edeceği ile yakından alakalıdır.Zira böylelikle bütünüyle bir şehrin aslında hangi sesin yükselmesini istediğiyle alakalı bir büyük gerçek çıkacaktır ortaya&#8230;<br /><br />Böyle olacaktır; kesinlikle böyle olacaktır ve  böyle olunca da;  ya ellerindeki kırık şişelerle asfalta suikast yapan adam müsvetteleri, şehrin korkutulup pıstırılmış sakinlerinin gevşek ve yavşak alkışları arasında gördükleri iltifatlarla şımararak türlü türsüz marifetin kahramanları olarak o güzelim şehirde gezip dolanacak;<br /><br />Yada; kırılan her şişenin bir tekerleği, patlayan her tekerleğin bir düzeneği, bozulan her düzeneğin bir arabayı, savrulan her arabanın bir yada birkaç adamı, yaralanan yada ölen her bir adamın geride bırakacağı gözü yaşlı bir anayı, bir babayı, bir eşi, yada bir  yada birkaç çocuğu kederlendireceğinden korkarak, toza, çamura bulanan dizlerine ve kanayan ellerine bakmadan kırık şişeleri yollardan toplayıp  gönüllerindeki mökkem heybelere dolduran  dümdüz, derin ve dopdolu adamlar hakkı ve adaleti seslendiren alkışlarla aferinlenip tahsinlenerek, nerede hangi &#8216;şer&#8217; için sıkılmış bir bilek var ise karşısında &#8216;hayr&#8217;için ivmelenerek berkitilmiş onlarcai yüzlercei binlerce bilek görerek kendi gevşekliği ve yavşaklığıyla kendi kanarına çekilip yok olacaktır&#8230;<br /><br /><br />Sadece basit sevgi sloganlarıyla aranan ve nerede kaybedildiği bilinemeyen &#8216;erdemli şehir&#8217; ancak ozaman çıkabilecektir ortaya&#8230;<br />Başka türlü değil ancak o zaman&#8230;<br /><br />Ki; böylece genci, ihtiyarı, kadını, çoluğu, çocuğu, kızı, kızanı ile her daim kaybettiği erdemleri soran bütün bir şehir ayağa kalktığı seyir yerinin önünde dönüp alkışlamak için  ellerine bakacak ve hangi &#8216;şer&#8217; i  yada hangi &#8216;hayr&#8217;ı alkışlamak için yanıp tutuştuğunu da belki o zaman anlayabilecektir&#8230; <br /><br />]]>
   </description>
   <pubDate>Tue, 16 Oct 2007 08:08:07 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.dadaslar.net/forum/forum_posts.asp?TID=6395&amp;PID=28055#28055</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>&#350;ahin TORUN : COME TO PRAYER, COME TO SALVATİON YADA</title>
   <link>http://www.dadaslar.net/forum/forum_posts.asp?TID=6394&amp;PID=28053#28053</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.dadaslar.net/forum/member_profile.asp?PF=1">@d@m</a><br /><strong>Konu:</strong> COME TO PRAYER, COME TO SALVATİON YADA<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 16-Ekim-2007 Saat 08:07<br /><br />COME TO PRAYER, COME TO SALVATİON YADA<br />SAVM, SALAT, HACC, ZEKAT VE KELİME-İ ŞEHADET&#8230;<br /><br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;ŞAHİN TORUN<br /><br />Sağ ellerinin serçe parmakları günyüzü görmemiş dedelerimizin başımızda olduğu zamanlardaki ilk ezberimizdi; İslam&#8217;ın şartı beştir demişler ve belletmişlerdi hepimize&#8230;<br />Çocuk aklımızla, İslamsan şartı budur diye öğrenmiş, kendi şiirini kendi içinde saklayan bu koca beşlemeyi Erzurum şivesiyle &#8216;&#8217;Sevüm, Selat, Haci, Zekat, Kelimeyi Şadet&#8217;&#8217; diye diye belleğimizin en alt katmanına kazımış, sonradan öğrendiğimiz her şeyin üzerine çıkara çıkara büyüyüvermiştik.<br />Allah&#8217;ın Kulu, <br />Muhammed&#8217;in Ümmeti,<br />Adem&#8217;in Zürriyeti,<br />Halil İbrahim&#8217;in Milletindendik&#8230;<br />Nitekim bunu da öğrenivermiştik&#8230;<br /><br />Ve devamla Amentü&#8217;yü öğrenmiş, sonrada 32 den 52 ye 54 e ve daha ötesine farzları sorup öğrenmiş, sorulunca da cevaplaya cevaplaya, tutunup yanı sıra gezindiğimiz o serçe parmağın huzurla kımıldadığını hissedivermiştik küçük avuçlarımızda&#8230;<br /><br />Şimdilerde hemen hemen bütün ögeleriyle birlikte paketlenip bulunamayası raflara kaldırılmaya çalışılan &#8216;gelenek&#8217; deyince elimde olmadan aklıma dedemin sağ elinin serçe parmağıyla o &#8216;şiirsel beşli&#8217; gelip oturuyor nedense ve &#8216;Savmi Salat, Hacc, Zekat, Kelime-i Şehadet derken modern aklın bilinçsiz bir aktarım nitelemeye yakın durduğu bu ezberden aslında epeyce bilinçli bir dil öğretimini, bir geleneğin aktarımını belki bir anlamda Arapça&#8217;yı daha derin anlamda ise Allahualem  Kuran&#8217;ı öğretme-belletme-alıştırma maksadının nesilden nesile devşirilmeye, öğretilmeye çalışıldığını düşünmek istiyorum&#8230;<br /><br />Böyle düşünmek istiyorum, zira; ancak böyle düşününce daha 5 yaşında çocuklarken dinlediğimiz her aşır&#8217;da yada her hatim&#8217;de nasıl olupta içinde &#8216;Savm, Salat&#8217; geçen ayetlerde Oruç&#8217;tan ve Namaz&#8217;dan bahsedildiğini anlayıverdiğimizi başka türlü izah edemiyorum.<br /><br />Ve bundan dolayıdır ki; tıpkı nasıl olup ta İbrahim&#8217;in Milletinden olduğumuzu, onun milletinden olmakla nasıl ayrılıp belirlendiğimizi ve böylece aslında Millet olmak deyince neyi kastettiğimizi çok daha iyi anladığım dönem ile, memleketimizde ezan&#8217;ın ve namaz&#8217;ın şu dilde, bu dilde yada öteki dilde olup olmayacağının konuşulduğu bir zamanda, bir yabancı beldenin bir büyük şehrinde, camdan ve betondan bulvarları aşarak gelen &#8216;&#8230;Hayyalel Salah, Hayyalel Felah&#8230;&#8217; çağrısına beyaz, sarı kara derilerimizle aynı tarafa yönelerek ve  aynı yöne giden insanların arasına karışıp kaynaşarak cevap verdiğimiz dönemdeki birebir bilgi ve görgümün de ancak ve ancak böylesi bir cihanşumul geleneğin ürünü olabileceğini eklemek istiyorum&#8230;<br /><br />&#8216;&#8230;Come to Prayer, Come to Salvation&#8230;&#8217; denilseydi mesela ve ben bu yabancı cümlenin &#8216;&#8230;Hayyalel Salah, Hayyalel Felah&#8230;&#8217; demekle aynı şey olduğunu bilemeyebilseydim, Beyaz, Sarı, Kara ve Kızıl derilerilerimizle karışıp kaynaşarak aynı yöne yürüdüğümüz onca Müslüman&#8217;dan birileri yada sadece bir tek&#8217;i  bile bilmeseydi mesela&#8230;<br />Ve ben orada o bir tek Müslümanla bile olsa karışıp kaynaşamasaydım&#8230;<br /><br /><br /><br />Hani gelenek nedir diye sorulurda konuşulur ya bol bol; bence işte budur gelenek&#8230;<br />&#8216;&#8230;Come to Prayer , Come to Salvation&#8230;&#8217; deyince de bilmek ve anlamak gerekir belki, belki iyide olur, ama işte bunu bilmese de, bilemese de; Allah&#8217;ın geniş arzında, hangi beldede olursa olsun, İbrahim&#8217;in Milletinden olan herkesin &#8216;&#8230;Salah&#8217; a ve Felah&#8217;a &#8230;&#8217; çağıran o sadayı duyunca nereye gideceğini bilerek, oraya yürümesi ve oraya yürüyen beyaz, sarı kara derili kardeşleriyle karışıp kaynaşabilmesidir gelenek&#8230;<br /><br />&#8216;&#8230;Hayyalel Salah, Hayyalel Felah&#8230;&#8217;gelenektir işte&#8230;Kutlu, Büyük ve Sınırsız&#8230;<br /><br /><br />&#8216;&#8217;Güzel Ramazan&#8217;ın bu son deminde, serçe parmakları günyüzü görmemiş ve o güzelim heybetleri vücutlarından önce gönülleri, gözleri ve dillerine işlemiş cümle geçmişlerimize binlerce rahmetle&#8230;&#8217;&#8217;<br /><br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;//&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;<br />]]>
   </description>
   <pubDate>Tue, 16 Oct 2007 08:07:27 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.dadaslar.net/forum/forum_posts.asp?TID=6394&amp;PID=28053#28053</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>&#350;ahin TORUN : ÖYLE BİR ŞEYDİR Kİ ERDEM; KENDİNE BENZER DE BAŞKA</title>
   <link>http://www.dadaslar.net/forum/forum_posts.asp?TID=4364&amp;PID=23986#23986</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.dadaslar.net/forum/member_profile.asp?PF=1528">arasv25</a><br /><strong>Konu:</strong> ÖYLE BİR ŞEYDİR Kİ ERDEM; KENDİNE BENZER DE BAŞKA<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 10-Eylül-2007 Saat 20:28<br /><br />kıymetli şahin kardeşim yazılarını dikkatle okuyorum ve büyük zevk alıyorum kalemine eline sağlık yolun açık olsun]]>
   </description>
   <pubDate>Mon, 10 Sep 2007 20:28:50 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.dadaslar.net/forum/forum_posts.asp?TID=4364&amp;PID=23986#23986</guid>
  </item> 
 </channel>
</rss>