Aktif KonularAktif Konular  Forum Üyelerini GösterÜye Listesi  TakvimTakvim  Forumu AraArama  YardımYardım  Kayıt OlKayıt Ol  GirişGiriş
Alvarlı Muhammet Lütfi Efendi
 DADAŞLARIN PAYLAŞIM MEKANI..... | MEŞHUR ERZURUM'LULARIMIZ | Alvarlı Muhammet Lütfi Efendi
Mesaj icon Konu: ALVARLI MUHAMMED LÜTFİ EFENDİ Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Yazar Mesaj
@d@m
Forum Admini
Forum Admini
Simge
Kurucu Admin

Kayıt Tarihi: 01-Ekim-2003
Konum: Turkiye
Gönderilenler: 1212

Alıntı @d@m Cevaplabullet Konu: ALVARLI MUHAMMED LÜTFİ EFENDİ
    Gönderim Zamanı: 24-Nisan-2006 Saat 22:07

                     ALVARLI MUHAMMED LÜTFİ EFENDİ (R.H) (ö . 1376/2956)

Hayatın mertebeleri vardır. İnsan manevi iklimden hissesi ve kemalatı nisbetinde hayatın yüksek mertebelerinde namzet olabilir. Ulu ruhlar , o zirvelerde yaşarlar. Onun içindir ki onların ölümleri yaşamlarından daha canlı ve diridir. Onlardan hayatta iken korkanlar, ölümlerinden sonra da korkmuşlardır. Alvarlı Efe hazretleri, o ulu mertebenin asrımızdaki temsilcilerindendir.

Hayat

        Erzurum’un Hasan kale ilçesinin Kındığı köyünde doğdu. Babası Hoca Hüseyin Efendi’den tahsil gördü. Babasından icazet aldıktan sonra Erzurum’da tanınmış bazı alimlerin derslerini takip etti. 1891 yılında Hasan kalenin Sivaslı Camii’ne imam tayin edildi. Aynı yıl babasıyla birlikte Bitlis’e giderek Nakşibendi şeyhi Muhammet pir-i kufrevi’ye intisap etti. Riyazetini tamamladıktan sonra  Pir-i kufrevi’nin halifesi olarak Hasan kaleye döndü. Bir süre buradaki görevine devam ettikte sonra Erzurum’un Dinarkum köyüne giderek imamlık yaptı. 12 Şubat 1916’da Rusların Erzurum çevresini işgale başlaması üzerine babasıyla birlikte Erzurum’a geldi.

       Rus istilası süresince Tercan’ın Yavi köyünde imamlık yaptı. Rusların çekilmeye başlamaları ve Ermenilerin katliama girişmeleri üzerine yavi ve komşu köylerden topladığı altmış kişilik bir müfrezeyle Ermenilere karşı koydu. Oyuklu köyü yakınlarında Ruslara ait büyük bir silah deposunu ele geçirdi. Daha sonra haydari Boğazındaki  Zergide köyünde Türk ordusuna katıldı ve ordu ile Erzuruma girdi. Aynı gün babası şehit düştü.

       Erzurum’un kurtuluşundan sonra tekrar Hasan kaleye döndü.kendisine teklif edilen Hasan kale müftülüğü görevini kabul etmeyerek Hasan kaleye bağlı alvar köyü halkının isteği üzerine oraya yerleşti. Halk arasında “alvar imamı” ve “efe hazretleri” ünvanıyla tanındı. Bir Nahşibendi-Halidi şeyhi olarak 1939’a kadar bu köyde, bu tarihten sonra da Erzurum’da bölge halkını irşad ile meşgul oldu. 12 Mart 1956’da vefat etti. Cenazesi alvar köyüne götürülerek oraya defin edildi.

         Arapça, Farsça ve Türkçe şiirler yazan Alvarlı Muhammet Lütfi Efendi’nin şiirleri ölümünden sonra oğlu Seyfettin mazlumoğlu tarafından derlenerek hulasatü’l Hakayık adıyla yayınlanmıştı. Bu divanda çeşitli nazım şekilleriyle söylenen yedi yüzü aşkın şiir vardır. Hece vezni ve oldukça sade bir Türkçe’nin kullanıldığı şiirlerden bazıları da bestelenmiştir.

          O, fani hayatını beka yolunda feda etti. Bütün ahval, akval ve etrafının ekseni, o kudsi kaynak(Kur’an) olmuş ve hiçbir taviz vermemiştir. Yaşadığı yıllar, yıkılışın ve hüsranın ağır darbelerine maruz kalmış, müslümanların bütün barınakları, binbir hile ile yok edilmişti. Böylesi ağır bir darbenin etkisiyle o ince ve derin ruh neler hisseder, neler söyler ve o ulu dergaha hangi yakarışlarda bulunur?.. Bu yönü asıl mertebe nisbeti ile bizce meçhuldür. Bilinen tek şey, Hülasatü’l Hakayık’ın bu inleyişlerle dolu olduğudur. Bir şiirinde:

Onu yine şu mısralarla inler görürüz:

 

“Çaremiz kesildi dizde derman yok  

İnkıraz erişti elde ferman yok

 

Karargir olacak darü’l-eman yok

Kemer-i re’fetin sürresi beslir.”

 

Ömür gemisi dert deryasına garkolur. Bu sebeple onun göz yaşları hiç mi hiç durmaz, akar:

 

Yarelerim sıra sıra senemde

Kan ağlar gözlerim daima nemde

Aşıklar demişler devr-i kadimde

Aklımı ruhları el aldı gitti.

 

Bu dert derunumu her dem yareler

Rakip gaddar ciğerlerimi pareler

Ne felektir benim bahtım kareler

Bağ-u bostanımı Nil aldı gitti.

 

     Alem-i İslam bir asırdan bu yana kendi bayramlarına hasret çeker. “Bayram, o bayram” hiç olmadı. Matemlerin dünya afakını sardığı bir dönemde bayram nasıl olur ki?.. Alvarlı Efe hazretleri böylesine çile ve ızdırabın ağır darbelerinden hiçbir zaman kurtulamaz; onu yüce yapan unsurların en önemlisi de bu olsa gerek. Kendi derdi ve kendi zevki yoktur. Onda İslam aleminin derdi ve müslümanların mazlum faydaları vardır:

 

Mevla bizi afvede

Gör ne güzel iyd olur

Cürm-ü hatalar gide

Bayram o bayram olur

 

Merhamet ede Rahim

Dermanı vere Hakim

Lütfede lütf-i Kadim

Bayram o bayram olur 

 

Dildeki Rahman olur

Dertlere derman olur

Azade ferman olur

Bayram o bayram olur

 

Lutfi’ye lutf u kerem

Dahil-i bab-ı harem

Daima Allah direm

Bayram o bayram olur

 

        Şer’i ilimlerin zirvesinde sosyal çevreyi incelemiş ve yaşanabilir bir gönül eri topluluğuna mazhar olmuştur. O gün ne yapılabilirdi? Nasıl yaşanmalı ve neyi, ne kadar söylemeliydi? O, bunları idrak edebilmişti. Manevi iklimden hissesine bakabilen bir kimse Alvarlı’nın garibler zincirinin güçlü halkalarından birini oluşturduğunu görecektir.

              Derdini dağ, taş, dere demeden durmadan anlatacak , fakat nazarkah-ı ilahi olan kalplere gelince onlara içini, bütün elem ve arzusuyla bir türlü duyuramayacaktır. Zor bir intihandan geçmektedir. Zaten zirvedekiler, hep bu zorlarla denenip intihan olurlar. İz bırakanlar ve o izlerden yolları açılanlar hep aynı kaderi paylaşırlar: Yalnızlık, çile ve çaresizlik. Tevekkül onlar için en kudsi bir siperdir. Özlerindeki sakinet, onlara acılarda bile direnmeyi ve cehdi öğrenmiştir.

        Leyla ve Mecnun, Alvarlı Efe hazretlerinde yeniden dirilirler . onlarla bir şeyler anlatır. İslam’ın geleceğini, halini onlarla vasfeder. Onlar doğumunun söylenemez olduğu her devirde yüce ruhların tek tercihi olurlar adeta.

 

Bir ateş-i can süz ki bülbüllere düştü

Ol vakt-i seher gonce-i harmanlara sığmaz.

 

Gülşen-i gönül dillerinin zevki seherde

Bahşolsa dile bülbül-i şeydalara sığmaz.

 

Mecnunların sahralara sevk eyledi Leyla

O cazibeb-i kakül-i Leylalara sığmaz.

 

Bir an görülür mecnun’a Leyla cemalinden

Bu seyr-i safa dide-i şahlara sığmaz.

 

Sultan-ı muhabbet kura tahtın gönülde

O vakt o gönül arş-ı muallalara sığmaz.

 

Bir dil ki der-i dergah-ı dildare yetişmiş

Canansız o can cennet-i alalara sığmaz.

 

Bir zevk ki olur arif-i billahide Lütfi

Bast olsa eğer var olan eşyalara sığmaz.

 

Alvarlı’nın muhteremFethullah Gülen hoca efendinin hayatında da derin tesirler olmuştur. Burada hatıralarından birkaç cümle nakletmek istiyorum:

 

“Onu, çocukluğumun başına konmuş büyük bir iltifat sayacağım. “Talabem’ sözüyle her başımı okşadıkça, o günkü hislerimle kendimi sağlam bir emniyet noktasına dayanmış hisseder, ruhumu bir inşirahın sardığını duyardım.

 

O ötelere göç ettiği zaman, ben hayatımın henüz onaltıncı yılının yamaçlarında dolaşıyordum. Buna rağmen ilk şuur ve ilk ihsaslarıma seslenen bir ruh olması itibariyle, benim onu idrake kapalı yaşım, başım ve istidatlarımdan daha ziyade, onu yine onun tenezzüllerinde yakaladığımı, tanımaya çalıştığımı ve bugün ki seziş, duyuş ve hissedişlerimi o günkü ihtiraslarıma borçlu olduğumu rahatlıkla söyleyebilirim.

 

O, anlayabildiğim ölçüler içinde büyükçe yaşadı; ama katiyen debdebeye düşmedi. Hakka kurbiyet dairesinde dönüp durdu; fakat hiç mi hiç ihtişama ve alayişe yüz vermedi. Adeta bir huma kuşu gibi gölgesi vardı, kendisi yoktu.

O, akıl gözünü doğru düşünce ile birleştirmeye muvaffak olmuş ve kalp-kafa izdivacı gibi çok az talihlinin ulaşa bildiği bir noktada kutup bir insandı.

 

O, en kötü dönemde, en ağır şartlar altında kimseye ‘pes etmeden’ ve hiçbir şeye takılıp kalmadan medrese ile tekkenin aşk ve şevkini te’lifi başarmış çok nadide temiz soluklardan biriydi. Himmetindeki yükseklik ve idaresindeki bu derinlik sayesinde bizlerle ilkler arasındaki mesafeyi bir ölçüde kapamaya muvaffak olmuş ve arkadan gelenlere zemin hazırlamıştır. O hep himmeti ali olarak yaşadı ve himmeti de insanımızın kendi dünyasına, kendi kültürüne uyması istikametinde idi.

 

Evet , bir taraftan laobalilerin, başıboşların iplerini çekiyor; onlara çizgilerini ve çizgilerinde derinleşmeyi gösteriyor, diğer yandan da eski sistemde İslami ilimlerle meşgul olanları marifetullah, muhabbetullah ve zevk-i rühaniye bir şeyler katarak, hemen her kesimden ruhaniyattan esintiler meydana getirmeye çalışıyor.

 

Bütün hayatı boyunca bu ikinci diriliş rüya ve rüyalarıyla yaşadı. O ve emsalinin samimi gayretleri sayesinde bu çorak ülke ve bu düşkünler diyarında çok şey değişti. Karın, buzun eridiği her yanda gül bahçeleri meydana geldi.”

 

Avarlı’nın Pırlanta Bir Mektubu

      Alvarlı Efe hazretlerinin, Erzurum, Narman kazasının Tuz taşı köyündeki Abdülkadir-i Geylani hazretlerinin torunlarından Ali Baba’nın oğlu Hasan Baba’ya yazdığı mektubu onun manevi ikliminden ruhlara bir esinti olarak taktim ediyorum:

 

    “Sadetlü, Muhabbetle mah-ı birader, mihribanım, muhhabette can-ü beraberim, envar-ı didem Hasan baba, Esselamü aleyküm ve rahmetüllahü ve berekatühü... Muhabbetnameyialdım, ferahlarla doldum. Dareynde desgirin  hazreti Allah ola. Sebeb-i saadeti feyz-i Resulullah ola... Birader, Can-ı pirimiz, sülale-i tahireden olduğunuz muhakkak şuhüd-u kesir ile meşhuddur. Nur-u didem, zamane süküt, hellakel büyüt, hırkanı başına çek bu zaman, inzivada bulursun ol eman. Bize göndermiş olduğunuz muhabetnamenizde bizi bu kadar yüksek göstermek doğru değildir. Gönderdiğiniz adama yazıktır. Şöyle ki: Hal-i hizmette kaybeden payidar oldu. Fenasınde keyde keyde mihr-i aşina oldu. Yüzün yere koyan kazandı. Başını dikrn nacağı yedi... Bu kadar medh ü senazin başını yukarı kaldırır. Olurki helak eder, öldürür. Fevallahi ben razı değilim. Ne mutlu ol adama ki, kendi çulu altında kendi kaybolmuş. Biraderlerinize hürmetle selamlarımı tebliğ edin.

 

                                                                                                      Eddai

                                                                                  Alvarlı Muhammet Lütfi

                                                                         İbn-i Hüseyn Ramazan-ı şerif 1355”

 

     Karşılıklı gönderilen bu muhabbet namede hürmet, edep, feraset ve feragat iklimini yaşıyoruz. Eskimeyen sözler, uluların sözleridir. Efe hazretlerinin o devir için tespiti şudur:”Zamane sükut, hellakel büyüt. “Yani zamane çok bozuk ve barınaksız. Sığınaklar helak oldu. Öyleyse böyle bir zeminde hırkanı başına çek bu zaman, inzivada bulursun ol eman. Kudsilerin bu nameden alacağıpek çok temel düsturlar vardır. Hizmet ehline bu yakut düsturlar Efe hazretlerinin yadigarıdır. “”Hal-i hizmette gaybeden payidar oldu.” Yani hizmet ederken kendisini gözleyen payidar oldu. Fenasında keyde keyde mihr-i aşina oldu.

    Bu vesileyle o kudsi ruhu bir defa daha anıyor; binlerce selam, onu seven bütün gönüllere ve sonsuz rahmet, ona ve ona benzeyenlere olsun.

 

IP
Misafir
Misafir
Misafir

Alıntı Misafir Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 20-Mart-2007 Saat 15:20
abi ellerıne sağlık alvarlı Muhammet Lütfi annemın akrabası olurlar resımlerı filan hep vardı bizde alvar köyüne de gitmiştim küçük ama inanılmaz misafir perver insanla ship erzurumluyum ERZURUMun  köyüyüm die bağirıyo sankı...
IP
üniversite2011
Forum Admini
Forum Admini
Simge

Kayıt Tarihi: 15-Şubat-2007
Konum: Erzurum
Gönderilenler: 4030

Alıntı üniversite2011 Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 28-Mart-2007 Saat 21:28
erzurum halkının %90 nı  öyledir kardeş ....
IP
ixir.16
Yeni Üye
Yeni Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 20-Haziran-2009
Konum: Bursa
Gönderilenler: 8

Alıntı ixir.16 Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 20-Haziran-2009 Saat 18:28
hasan baba da benim dedem olur allah ruhlarını şad etsin
IP
axi dadaş
Yeni Üye
Yeni Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 24-Ekim-2010
Konum: Çanakkale
Gönderilenler: 12

Alıntı axi dadaş Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 24-Ekim-2010 Saat 18:06
amin,,,,ustam ellerine sağlık ben alvarlıyım ama yazın sayesinde alvarlı efe ile ilgili yeni bilgiler edindim,,,
C*_Axİ_DaDaŞş_C*
IP
Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Konuyu Yazdır Konuyu Yazdır

Forum Atla
Kapalı Foruma Yeni Konu Gönderme
Kapalı Forumdaki Konulara Cevap Yazma
Kapalı Forumda Cevapları Silme
Kapalı Forumdaki Cevapları Düzenleme
Kapalı Forumda Anket Açma
Kapalı Forumda Anketlerde Oy Kullanma

Bulletin Board Software by Web Wiz Forums version 8.06
Copyright ©2001-2006 Web Wiz Guide