Aktif KonularAktif Konular  Forum Üyelerini GösterÜye Listesi  TakvimTakvim  Forumu AraArama  YardımYardım  Kayıt OlKayıt Ol  GirişGiriş
Ahmet FİDAN
 DADAŞLARIN PAYLAŞIM MEKANI..... | YAZARLARIMIZ ve YAZILARIMIZ | Ahmet FİDAN
Mesaj icon Konu: VE ŞAM Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Yazar Mesaj
@d@m
Forum Admini
Forum Admini
Simge
Kurucu Admin

Kayıt Tarihi: 01-Ekim-2003
Konum: Turkiye
Gönderilenler: 1212

Alıntı @d@m Cevaplabullet Konu: VE ŞAM
    Gönderim Zamanı: 06-Nisan-2007 Saat 06:57

ŞAM


Suriye'nin başkenti Şam, aynı zamanda Arap dünyasının en eski ve kalabalık şehirlerinden birisidir. Deniz seviyesinden 690 m. Yükseklikte Barada Nehrinin oluşturduğu bir vahada yer alan Şam, Arapça Dimeşk ismiyle de tanınır. Coğrafi olarak Ortadoğu'ya oldukça hakim bir noktadadır. Beyrut'un 110 km. güneydoğusunda, Amman'ın 210 km. kuzeyinde, Bağdat'ın 600 km. batısındadır. Bütün bu kentlere oldukça iyi karayolu ağıyla bağlıdır.

Halep'te olduğu gibi Şam'da da zengin Suriye mutfağının Türk zevkine hiçte yabancı olmayan lezzetlerini denemek için her keseye uygun çok sayıda lokanta, restoran ya da kebapçı bulunur. Nüfusu 4 buçuk milyonu aşan Şam'da görülmesi gereken tarihi eserlerin arasında Emeviye Camisi ve Selahaddin-i Eyyubi'nin türbesi ilk sırayı alır. Kanuni Sultan Süleyman'ın Mimar Sinan'a yaptırdığı Süleymaniye Külliyesi,

Hamidiye Kapalı çarşısı ve Hicaz demiryolu istasyonu kentteki belli başlı Osmanlı eserleridir.Şam Valisi Esad El Azim Paşa'nın Müze haline getirilen 17 odalı saray yavrusu taş konağı Kasr'ül Azm ile Suriye Milli müzesi yine bu şehirdeki önemli eserlerdendir. Sadece Şam'da 120 civarında Türk eseri bulunmaktadır.

Şam'daki en önemli gezi yerlerinden bazıları şunlardır:

Emeviye Camisi: Şehrin en büyük, en eski ve görkemli camisidir. Kilise olarak kullanılmakta iken Şam'ın Müslümanlar tarafından fethedilmesinden sonra, 705 yılında Emevi Halifesi Velid bin Abdülmelik tarafından bir kısmı camiye çevrilmiştir. Daha sonraları yapılan tadilatlarla genişletilerek bugünkü halini almış ve tamamı cami olarak kullanılmaya başlanmıştır. Müslümanlar tarafından kıyamete yakın Hz.İsa'nın yeryüzüne ineceği rivayet edilen "ak minare" bu camiye aittir. Camide ayrıca, Hz.Yahya Peygamberin kabri ile İmam-ı Hüseyin'in Kerbela'da Yezid'in adamları tarafından kesilen ve Şam'a getirilen mübarek başlarının defnedildiği ve ziyaret edildiği bölüm bulunmaktadır. Avluda bulunan 8 sütun üzerine yükselen hazine kubbesi, kamu hazinesini korumak amacıyla Abbasiler döneminde yapılmıştır.Caminin ilginç yönlerinden birisi de, dört farklı mezhebi temsilen dört ayrı mihrap yapılmış olmasıdır. Ünlü İslam alimi İmam-ı Gazali Hz.'leri meşhur eseri İhya-u Ulumid-din'i bu camide kaleme almıştır. Ayrıca Bediüzzaman Said Nursi Hz.'leri ünlü Şam Hutesi'ni (Hutbe-i Şamiye) 1911 yılında bu camide irad etmiştir.

Emeviye camisinin kapladığı 7000 m² 'lik alanda ayrıca Selahaddin Eyyubi türbesi, Hz.Hüseyin'in kızı Seyide Rukiye Camisi, Türk Şehitliği ve turistik eşya satan bir çok dükkan bulunmaktadır.

Emeviye camiine akşam namazından sonra girdik. Yerden ısıtmalı. Hava oldukça soğuk. İkinci cemaate imamlık bana nasip oldu. Tabi bu da aramızda esprilere sebep oldu.

Şam ziyaretinde bahsetmem gereken en önemli olay Muhyeddin ibn'ül Arabi hz lerini ziyaretimizdi.

Muhyiddin-i Arabi Hz.'leri: İsmi, Ebu Bekir Muhammed Bin Ali olup, İbn-i Arabi ve Şeyh-i Ekber lakaplarıyla meşhur olmuştur. Dini ihya eden manasında Muhyeddin ismini de almıştır. Ünlü mutasavvıf, 1165 yılında Endülüs'teki Mürsiyye kasabasında doğmuştur.

Mükemmel bir dini ve fenni ilim tahsili yapan Muhyeddin-i Arabi Hz.'leri, kendisinden yüzlerce sene sonra ortaya çıkacak olan telgrafın çalışma tekniğini bildirmiştir. Yüzyıllar sonra Edison'u dahi "üstadım" demek mecburiyetinde bırakmıştır. Fatih Sultan Mehmed Han'ın İstanbul'u fethedeceğini ve Yavuz Sultan Selim Han'ın Şam'a geleceğini keşif yoluyla haber vermiştir.

Şeceret-ün-Numaniyye fi Devlet-il-Osmaniyye isimli eserinde; "Sin Şın'a gelince, Muhyiddin'in kabri ortaya çıkar" buyurdu. Muhyiddin-i Arabi Hz.'leri Şam'da, kalbi para sevgisiyle dolu bir grup kimseye; "Sizin taptığınız, benim ayağımın altındadır." dedi. Orada bulunanlar bu sözü anlayamadılar ve 1240 yılında 75 yaşında iken Şeyhi şehit ettiler. Halk onu Şam'da bir yere defin etti ve büyüklüğünü anlayamadıkları için de kabrinin üzerine çöp döktüler. 276 yıl sonra Osmanlı Sultanı Yavuz Sultan Selim Şam'a girdiğinde "Sin Şın'a girince benim kabrim ortaya çıkar" sözünün ne demek olduğun anladı ve araştırarak Muhiddin'i Arabi Hz.'lerinin kabrini buldu. Çöpleri temizleterek, kabrin üzerine güzel bir türbe, yanına cami ve imaret yaptırdı. Ayrıca Şeyh Muhiddin'in vefatından önce ayağını yere vurarak; "Sizin taptığınız benim ayağımın altındadır" buyurduğu yeri tespit ettirip, orayı kazdırdı. Orada küp içinde altın çıktığı görüldü. Bundan "Siz, Allah'ü Teala'ya değil de, paraya ve altına tapıyorsunuz" demeyi kasdettiği anlaşıldı.

ŞAM'DA BİR AKŞAM YEMEĞİ

Şam gezimizin en önemli ziyaret yerlerinden birisi, Emeviye caimii. Adeta tarih içinde seyehat ediyorsunuz. Önce Selehaddin Eyyubî. İlk Türk Hava şehidlerimiz.

Selahaddin-i Eyyubi: Tarihteki büyük komutanlardan Selahaddin-i Eyyubi 1137 yılında doğdu. Haçlı seferlerine ilk karşı koyan büyük kumandan, Haçlı orduları tarafından işgal edilen Kudüs'ü 1187 yılında yeniden fethetmiştir. Selahaddin-i Eyyubi, İslam dünyasında yetişen, ama Batılılarca da takdir edilen büyük bir kahramandır. Gerek Doğulu, gerekse Avrupalı kalemler tarafından hayatı, kahramanlığı, zaferleri, hoşgörüsü ile en çok merak edilen ve bu vesileyle romanlara, hikayelere, filmlere konu olan nadir tarihi şahsiyetlerden birisi bu büyük hükümdardır. Salahaddin-i Eyyubi'nin mezarının bulunduğu türbe Emeviye Camisi yanında bulunmaktadır. Aynı türbe içerisinde bulunan diğer mezar ise eşine aittir.

Ayrıca Selahaddin-i Eyyubi türbesinin avlusunda, 1914 yılında Filistin'de uçakları düşen ve ilk hava şehitlerimiz olan Fethi Bey, Sadık Bey ve Nuri Bey'in mezarları bulunmaktadır.

Yatsı Namazını Ebu hüreyre (r.a.) yanında kılıyoruz.Akşam yemeği için Havaalanı yolu üzerinde bir lokantaya gidiyoruz. Ama yine kebap ve yine Suriye mutfağının muhteşem görüntüleri ile süslenmiş yem ek masaları.

DÖNÜŞ YOLUNDA

Dönüş yolculuğu erken başladı. Son hatıra fotoğrafları. Otobüste herkes yerinde. Önce Hama Halep yolu üzerinde bulunan ve Hz. İsa efendimizin dilini konuşan, o yüzden koruma altında tutulan MALULA
Hz.İsa ve annesi Hz.Meryem'in 16 yıl yaşadığı, Şam'a 56 km. mesafedeki Hıristiyan köyü Malula'da halen yoğun olarak Hıristiyanlar yaşamaktadır. Hz. İsa'nın konuştuğu dil olarak bilinen ve bu gün tamamen unutulmanın sınırına gelmiş "Aramice" isimli antik bir dil bu beldede hala konuşulmaktadır.

Ve Hama. 1982 yılında dönemin zalim diktatörü Hafız Esad tarafından bombalanarak 36 bin müslümanın katledildiği şehir. Duvarlarda hala mermi izlerini görüyoruz. Hama'nın bir başka özelliği değirmenleri ile ünlü.

Otobüse binerken olayı anlatıyorum. Ve "Yaşasın zalimler için cehennem." Diyorum.

Gezimizin ilginç bir yönü ise, Suriye Meclis seçimleri dönemine rastlaması. Köy, kasaba ve şehirler milletvekili adaylarının afişleriyle süslenmiş. Bir hususu belirtmekte yarar var. Halen Suriye'nin tek yönetici   Beşar Esad, Londra'd tıp tahsili yapmış. Babasına göre biraz daha mülayim. Ama Suriye caddelerini hala zalim Hafız Heykelleri ve posterleri süslemektedir.

Seçimlere 14 siyasi parti katılmaktadır. Nasıl bir seçim sistemi olduğunu pek anlayamadım. Çünkü adaylar seçiliyorlar. Önemli bir not, Mahalli yöneticiler atama ile gelmektedirler. Seçim yapılmamaktadır.

Öğle yemeği çin Halep'e giriyoruz. Mihmandarımız Şahin, yeniden Halep hakkında bilgiler veriyor. Yukarıda da işaret etiğim gibi Halep mimarisi kendine has ve taş üzerine kurulu. Beton henüz Halep mimarisinin ihtişamını yıkamamış.

Dönüş yolunda otobüsten kısada olsa bahsetmek yerinde olacaktır. Çünkü Sayın Ahmet Hatipoğlu'nun sonderece musikişinas ekibiyle seyahat, yorgunlukları unutturdu. Bilal Demiryürek'in güzel sesiyle Kur'an-ı kerim tilaveti ve esprileri. Şiir tahlilleri, hatıralar ve nükteler. Ali birinci, Mustafa Aşkar Hocanın anlattıkları uzun zaman bu yolculuğun birer sıcak anısı olarak kalacak.

Ve en önemlisi ayrılık saatinde insanların sanki hiç görüşmeyecek gibi bir birlerini kucaklaması ve helallik dilemeleri. Doğrusu anlatılır gibi değildi.

Cilvegözünden giriş yapıyoruz. Seyahatin en unutulmaz yönü, geçtiğimiz sınır kapısı artık sanal. Çünkü çizginin her iki tarafındaki insanlar biri birlerini anlıyorlar ve seviyorlar. Yöneticiler farklı düşünseler de.

IP
kryd
Vip Üye
Vip Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 08-Şubat-2007
Konum: İstanbul
Gönderilenler: 1334

Alıntı kryd Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 06-Nisan-2007 Saat 09:50
şam kutsal bir şehirr hem biler hem hırıstıyanlar için emeğine sağlık kardeşim güzel paylaşım olmuşş
“BU VATAN İÇİN KURŞUN YİYENDE,

            KURŞUN SIKANDA BİZİM İÇİN KUTSALDIR!!!”
IP
Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Konuyu Yazdır Konuyu Yazdır

Forum Atla
Kapalı Foruma Yeni Konu Gönderme
Kapalı Forumdaki Konulara Cevap Yazma
Kapalı Forumda Cevapları Silme
Kapalı Forumdaki Cevapları Düzenleme
Kapalı Forumda Anket Açma
Kapalı Forumda Anketlerde Oy Kullanma

Bulletin Board Software by Web Wiz Forums version 8.06
Copyright ©2001-2006 Web Wiz Guide