Aktif KonularAktif Konular  Forum Üyelerini GösterÜye Listesi  TakvimTakvim  Forumu AraArama  YardımYardım  Kayıt OlKayıt Ol  GirişGiriş
Sebahattin DUR
 DADAŞLARIN PAYLAŞIM MEKANI..... | YAZARLARIMIZ ve YAZILARIMIZ | Sebahattin DUR
Mesaj icon Konu: MECBURUZ AMA NEDEN? Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Yazar Mesaj
@d@m
Forum Admini
Forum Admini
Simge
Kurucu Admin

Kayıt Tarihi: 01-Ekim-2003
Konum: Turkiye
Gönderilenler: 1212

Alıntı @d@m Cevaplabullet Konu: MECBURUZ AMA NEDEN?
    Gönderim Zamanı: 12-Eylül-2007 Saat 22:03

 MECBURUZ AMA NEDEN?

 

Kime Yanayım?

 Erzurum dışındaki Erzurum’u görüpte O Erzurum’amı yanayım yoksa, içinde yaşamaya mecbur olduğumuz Erzurum’a mı? Bu memleket bizim değimliydi neden hep birlik olmadık, neden yatırımımızı bu memlekete yapmadık. Dışarıdaki Erzurum neden işletmesini fabrikasını bu memlekete kurmadı da bu memlekette yaşayan 3-5 insana ekmek kapısı açmadık…

Neden bırakıp gidenler gurbet ellerde ihya oldu da burada kalanlar hala yerlerinde sayıyorlar.

 Bunun sebebi yine bizim başsımızda olan ve de yine bizim seçtiklerimiz değil mi?

Diyeceksiniz ki yine günah keçisi mi arıyoruz? Hayır…

Günahta Günahkâr da hepsi biziz. Evet, Biz Erzurum’da yaşayan Erzurum’lular.

Yaşadığımız yerde bize hizmet diye verilen işkencenin farkında bile değiliz. Farkında değiliz seçtiklerimizin bize hizmet etmeye zorunlu olduklarını….

Hiçte farkında olmadık olmayacağızda.

Ancak ne zaman kim fark edecek biliyor musunuz? Az da olsa Erzurum dışına çıktığımız zaman bize sunulanın hizmet değil de hezimet olduğunu anlarız. Görürüz anlarız ama kalemimize derdimizi paylaşmaktan başka bir şey gelmez elimizden ….

Yürüdüğümüz yollarda açılan doğalgaz çukurlarının yazın tozunu kışında çamurunu çekmeye mecburuz…

Mecburuz bindiğimiz minibüslerde 4 kişilik arka koltuğa 5 kişi oturmaya….

Mecburuz dünyanın en çok suyu bulunan ilinde yaşayıp ta günün 4-6 saatini susuz geçirmeye…

Mecburuz bindiğimiz toplu taşıma araçlarında kapasitesiz kaptanların, biletçilerin azarlamasına tezerlemesine boyun eğmeye…

Mecburuz sadece 3 ay yaz görülen memleketimizde yazın güzel günlerini hiçbir sosyal ve kültürel etkinlik yaşamadan geçirmeye…

Mecburuz kooperatiflerin sitelerin arasında bulunana yeşil alan ve parkların  satılıp yerlerine  yapılan inşaatlara göz yummaya..

Mecburuz yaya kaldırım kenarlarında yürürken esnafın kaldırım kenarlarına dizdiği mallarına çarpmadan yürümeye….

Mecburuz, mecburuz, mecburuz, mecburuz, mecburuz,…

Ama neden mecburuz.

Çünkü bizim insanımız kadar saf temiz iyi niyetli ikinci bir insan topluluğu yok.

Hizmet görse de görmese de, hakkı olsa da olmasa da hakkını aramayı bilme hesap sormayı bilmez.

Ne derlerse o olsun yeter deriz. Peki suçlu kim yine biz yine Erzurum’lular.

Sabrettik yinede sabredelim. Şimdiye kadar sabrettik hakkımızı aramadık biraz daha sabredelim hakkımızı torpilin geçmediği adam kayırmanın olmadığı yüce mahkemeye bırakalım mı?

Gelin hep beraber başımızı ellerimizin arasına alalım ve de düşünelim.

Mecburuz bu memleket için söylenecek en güzel sözü söyleyip vicdanlarımızı rahatlatmaya. Mecburuz çünkü söylenecek başka bir şey olsaydı o Allah Dostları söylerdi… Gelin bizde öyle diyelim zaten söylenecek başka söz yok…

 

 “MEVLAYA EMANET OLSUN ERZURUM”

 

Sizlerde Mevlaya Emanet Olun..

 

IP
benkli
Yeni Üye
Yeni Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 14-Mart-2008
Konum: İstanbul
Gönderilenler: 11

Alıntı benkli Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 18-Mart-2008 Saat 01:47
Aziz insan, bu sorduklarınızın cevabı içinde ve zâten, bizden alacağınız cevâpla değil de, sizin iliklerinize kadar dolu-dolu içinizi yakan toprağınıza sevda ateşinin gönlünüze attığı ateşten gömlek çarelerin yerine bulabilme imkânlarına erişememe çaresizliği, son çare olarak, bunları başkalarıyla, belki, aynı pencereden bakıp görebilen varsa bir araya gelip de, birlikten dirlik doğar esasının ipine sarılma kabilinden, soruyla bir nevi test ve tebliğ vazifesi ifâ ediyorsunuz belli ki!...
  
Allah(CC) yâr ve yardımcınız olsun... 
 
Evet, ne güzel kaydetmişsiniz; Efe Hazretleri duasıyla istinâd ve sığınma mevzi ve menzili hususunda ne hoş demiş                :
 
                                                   "Mevlâya emânet olsun ERZURUM."
 
İbrahim Hakkı Hazretleri de buyuruyor:
 
                                                   "Mevlâ görelim neyler
                                                    Neylerse güzel eyler..."
 
İşte bu güzele intizarla Allah(CC)'ın emanetinde, istikbâlden ümitvâr olarak, içinizdeki kimse yok mu nîdasına bizzat yine kendiniz muhatap olarak, Allah bâki, ve bu menzilde, Veysel vâri müşahade ettiğimiz ince uzun bu yolda, karınca misâli, sonuna varamazsam da yolunda ölürüm yâ ruhî itminânı içinde, bir ben isem eğer, yine de varım ya teslimiyetiyle, o nidâya "ben varım" deme sadedinde bu mukaddes *Şehrim Erzurum* toprağının o imân terâzisinde tartılmış, dirhemi iman olan, ümidimizin şafağı olma mesâbesinde istikbâlin müjdecisi, necîb gençlerimizden tezâhürle her cihetten sâdır olan sadaların mütekabilen yankı bulacağına dair aynı emniyetle mutmaîn olmak gerek...
 
İnsan topraktan halkedilmiş, toprakla bağı var, birbirini çekiyor, yine tprağa varacak. Sırf bu noktadan hareketle, benim toprağım, benim doğduğum yerdir temel düşüncesi ve rabıtasının eseri olmalı memleket duygusu, vatan duygusu... Bu itibarla, neyim var, neyim yok yanıma alacaksam, onları sonunda varacağım toprağıma son ana sıkıştırmadan, elimin, dilimin döndüğü, ayağımın erişebildiği ilk andan itibaren elimin, gönlümün düzeniyle yerleştireyim mefkûresi tecelli ettiği anda insanın; 'ene'yi aşıp, yekvücut olmaya vardıran vahdet sırrı dâhilinde, dosdoğru ve ihlâsla biraraya gelip, iştişare ve elbirliğiyle teşebbüs ettiği her işte iştirakçisi Cenâb-ı Zülcelâl Hazretleridir...
 
Bunun için karar verip teşebbüse geçme ilk adımını hemen beklemeden atmak, ilk işarettir... Çırayı yakıyorum diyendir bu işareti veren... Projeler, ve peşi sıra varıyla yoğuyla bir araya gelip, el birliği ve var gücüyle yılmadan çalışmak ve son nefesine kadar çalışmak... Eğer çırayı yaktıysan yol göründü...
 
Gelişmiş; ileri ve büyük Erzurum dâvâsında Allah(CC) yâr ve yardımcıdır inşâllah...
 
Yapılacak çok iş var, çok ihmâle uğramış...
 
Meselâ kömür rezervlerinden, termal ısı kaynaklarına kadar Erzurum'un tabbiî varlıklarını bu güne kadar işletme safhasına getirerek, en son teknolojik verilerle tesis etmiş olmak, tesis edilip gelişmemiş olanların eksikliklerinin behemehal geliştirilmiş olması lâzım geldiği cümllesinden özellikle, Ilıca ve Hasankale çermiklerinin gerek ısıtma, gerekse seracılıkta fevkalâde fayda sağlayacağı itibariyle, yatırımlara esas alınabilecek kaynaklar cümlesinden öncelikle ele alınıp, yatırım programlaması yapilması elzem olduğu hususu üzerinde ekip proje çalışmaları yapılması lâzımdır.
 
Zaman zaman içimden doğan şehri gezme îtiyâdımla, adım adım gezdiğim Erzurum'da eski Erzurum diyebileceğimiz "şehir merkezi"; Erzurum'u yeniden Erzurum edecek servet ve sırrı içinde taşımaktadır... Terkedilmiş nice eski ve tarihi ev ve yapılarla, çevrelerinde harebeler var... Tarihi dokuya domunmadan ve ona uygun ve uyumlu projeler geliştirilerek, hem metruk yapıların sanat ve tarihi açıdan korunup, hem çevresi, hem kendi bünyesinde mümkün ve makul ilâve ve geliştirmelerle iskâna kavuşturularak, belediyenin bu iyileştirme ve geliştirme vesilesiyle, bu arada kendi bütçesini de geliştirme avantajını kullanmak suretiyle iskân politikası olarak, vatandaşı modern meskenlerere kavuşturmuş olmasının hem menfaati görülmüş, hem faydalı bir hizmet yapmış olmanın huzurunu tadılmış  olacaktır...
 
Bu gezi tetkiklerimde, bir başka pencereden yakînen bakılınca görülmesi tabiî olan bir tesbitim de, Süt evlerinden geçerken, etrafının tezek galaklarıyla dolu olduğunu gördüğümdeki müşahademde tecelli etti:
 
Belli ki buradaki şehir sakinlerinin büyük kısmı sağmalcılık yapıyor... Zâten adı üstünde Süt Evleri oluşu bunun delili... Belki mesleğimin ilhâmıdır, hemen orada bir biyogaz üretim tesisiyle ucuza ısıtma ve aydınlatmanın, hem de o mesken sakinlerinin kendi üretimlerinin eserinin hayata geçirilmesinin, hayatlarının daha modern ve daha müreffeh olmasını da temin sadedinde teknolojinin nîmetlerinden faydalanma yanında, biyogaz üretimi suretiyle içinden gazı alınmış gübrenin gübreleme kabiliyetinin de daha iyileşmesi yönünden arta kalan ahbunun gübreleme sahasında arı bir gelir kaynağı da oluşturması cihetiyle çok yönlü fevkalâde bir yatırım olacağı hususu üzerinde durulması ehemmiyet taşıyan bir husus olarak tebârüz etmektedir...
 
Halkın kendi mahalli özellik ve varlıkarının, hayatının zenginlikleri olarak tatbikat safhasında yer bulması fevkalâde sosyolojik bir tasarruf olarak cemiyetlerin bünyesinde çok müsbet bir davranış olmaktadır... Bu cümleden olarak, Erzurumun bağrında yer aldığını gördüğümüz Bakırcılar semtinde göz önüne çıkan bakırcılık, Erzurumlunun yerli san'at kabiliyet ve kültürü dahilinde ehemmiyete değer bir şekilde ele alınmak ve bu sahada gelştirilmiş bir sanayileşme atılımı olacak modern teknolojik imkânların devreye sokulduğu, kezâ, geliştirilmiş şekilde tesisleşmeye gitme son derece isabetli ve feydalı bir hizmet ve teşebbüs olabilecek kalemler arasında ön plâna çıkabilir...
 
Erzurum hanımlarının an'anevî dış giyim simgelerinden olan ehrâm, ince yün dokuma olarak tekstilde bir zerâfet örneği noktasında ele alınabilecek, bu zerafet ve örgü narinliğine rağmen, kendine has, o ince örgünün yün malzeme özelliğinden gelen mükemmel bir vasfı olarak da, sicim gibi yağmurda dahi, yün havlarının, yağmur altında; örtü üstündeki gözenekleri tıkayacak şekilde, âdetâ suyun süzülürcesine akmasını temin edici muntazam bir vaziyette örtü teşkil etmesi, şayet bu konuda geliştirilmiş bir teknoloji uygulanırsa, gerek örgü, gerek kumaş, gerek konfeksiyon sahasında komple bir tekstil sanayiî kurulmasına vesile teşkil eder ki, Ayrıca, zaten bu ehrama has yün olarak Doğu Anadolu'ya has Karaman Koyunu cinsinin esasen Erzurum merkezli ziraî zenginlik varlıklarımızdan olması ciheti  de en iyi şekilde, ancak yine bir Erzurmlu tarafından takdir edilir ve değerlendirilebilir... Bunlara Devlet teşvik ve destekleri söz konusu olacağından, illâ da "Doğu" şartları itibariyle kalkınma plânında ilk plânda göz önüne ve ele alınma şansı taşımaktadır...
 
Erzurum Atatürk Üniversitesi Rektörlüğünün öncü ve teşvikcisi olduğu halıcılık artık Merkez'de ve merkez köylerinde de halk arasında benimsenmiş, revaç bulmuş çok önemli iş ve meslek sahası haline gelmiş olarak, teknolojik gelişmeyi sağlayacağı cümlesinden, meselâ, Üniversite'den teknik inceliklerini kapmış, Merkezde Hasan NUHOĞLU teşebbüsü buna çok güzel bir örnektir...
 
Organik ziraat, Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesi bünyesinde seneler öncesinden ele alınıp neticeleri de alınmış, en son ilmî verileri elde edilmiş, topraksız ziraat, yağmurlama, damlama metoduyla sulama ve benzeri en son teknolojik gelişmeler olarak ziraata giren ziiraî desteklerle vaki olacak yatırımlarla Erzurumda gerek arıcılık, gerek büyük ve küçükbaş hayvanclılğı ön plâna çıkaracak mera ıslahcılığı yanında, seracılık ve teknolojik tahıl, sebze ve meyve sahasında büyük yatırımlara vesile olabilecek bir ziraî alt yapı potansiyelinin şehrimiz için kat'îyen ihmâl edilmeyecek çok iyi bir şans olduğunu bilerek değerlendirmek lâzımdır. Bu hususta, meselâ, Erzurum'da eskiden beri bostanlar var idi. Gerçi, şimdi o yerleri, çoğu beton yığınları kaplamış. Geçmişe dayalı bu konuda, planlı bir şehirleşme ve gelişmeyi ele alan yatırım plânlaması yapılmış olsaydı, bu yerler, belki bugünkünden farklı olacaktı... Şimdiki halde, bu hususta, meselâ, tadı ve lezzeti, belki toprağı, belki suyundan olacak, dünyada emsâlsiz-benzersiz diyebileceğimiz Akdağ'ın adıyla anılan salatalık zenginliğimiz var; Dumlu Nahiyesi merkezli, Akdağ, Arzotu, Stavuk, Kamber, Çıpak, Tafta çevresinde ortak yatırımın teşviğiyle bu sahada bir ziraî hamle yapılabilir.
 
Sebze ve meyve bakımından İspir tarafı öncelikle gözönünde bulundurularak, Tortum Kazası başta olmak üzere Yusufeli ve Oltu'ya kadar geliştirilme yatırım faaliyetlerine müsbet vasat olacak müthiş bir iklim güzelliği, kaliteli arazi, su kapasite ve potansiyeli şansı bulınmaktadır ki, burdaki ziraat şartları çerçevesinde özel bir yeri olan, pirinç, zeytin ve özellikle de , Yusufeli, Ersis, Livane çevresinde, vasıflı üzüm mahsulü elde etme şansı tabiat yapısının yaratılışından buraya bir Îlâhî nâsiptir diyebiliriz.
 
Ersisin tek çekirdekli, ince kabuklu üzümü, mübalâğasız, dünyada ender olarak buraya nasip olan bir nimettir. Ne var ki, bu mahsul sarsıntıya karşı hassas olduğundan mevcut şartlarda uzağa sevk edilemeyip hayvan sırtında yakın yöreye ancak nakledilebilme dar imkânlarında, pazarlama şansı da o kapasitededir, üretim de bu merkezdedir. Bu noktada, bu kadar nadide ve fakat kaliteli bir mahsülün ihrecata dönük olarak geliştirilmek üzere üretiminin kat-kat artırılması yanında sevkinin itinayla, sarsıntısız yollarla yapılabilmesini teminen müracaat edilecek Devletin teşvik tedbirleri yanında, öncelikle üretim ana merkezinden düzgün, tehlikesiz duble yolların ilk hava yolları merkezine bağlanması esastır ki, Erzurum Hava Limanı bu iş için ön plâna alınmak lâzım gelir...
 
Bunun devamında, bilhassa, hayvancılık bakımından, benim de köyüm olan Zağgi'deki taşsız meraya sahip olma şansını başta kaydederek, zengin çiçeği ile emsalsiz kalitede bal üretimine zemin teşkil edecek şekilde, esas, arıcılığın şans kapısı olabilecek, diğer taraftan, taşsız merasının bulunmaz bir şans oluşu yanında, suyunun ve bitki örtüsğünün özelliğiyle, lezzeti de kendine has, başta "çiçek yağı" olarak isim yapmış yayla yağı olmak üzere, süt ürünlerinin esas alınacağı, çevredeki hayvancılık yapmaya müsait Köşk Köyü, Karagöbek, Güzel Yayla V.S. fevkalâde bir hayvancılık, arıcılık besi, üretim ve geliştirme merkezi olabilme potansiyeli taşımaktadır.
 
Bu arada, kaynak sulararı, alabalık suları muhtelif göllerle destekli çevrenin kar sularının da zayi olmadan biriktiği, yeraltı besleme su kaynaklarının zenginliğiyle ilk akla gelen balıkçılıkta da, yine müşahhaslaştırarak, ismini zikredeceğim; ilâhi bir lütuf olarak; şükrân duygularımla vereceğim misâl olarak âlîm, fâzıl, mûnis, mûmin, çalışmayı ibadet bilerek hizmet mekanizması içerisine sokmuş, bölgemizin değerleri arasında haklı yerini almış bir kıymetli ilim adamımız, Muhterem Prof. Dr. Sıtkı Aras Beyefendinin zâti varlığı da, böyle bir evlâda sahip olan Erzurumumuz için bir şanstır... Kar kış dememiş, dere tepe aşmış tâ Tortum'lardan beri balık üretim çiftlileri kurulmasında teşvikçi ve yardımcı olmuş, hayata geçirilmesinde vesile teşkil etmiştir, bu vesile ile hususen şükrânlarımı arzı bir vecibe sayıyorum...
 
Bu sularda, özellikle Kargapazarı Dağları eteklerindeki Köşk, Zağgi, Bar köyleri derelerinde, mahalli lisanda "su iti" dediğimiz, derisi dünya çapında değer taşıyan "vizon" sınıfına giren yırtıcı bir su hayvanı cinsi vardır ki, sırf derisinin bu vasfıyla, bunun üzerine bina edilecek, husûsen de ihracata, dövize yönelik başlı başına bir müstakil yatırım yapılabileceği kanaatini taşıyorum...Senenin dokuz ayı kar kış içinde insanının kar ve ağır kış şartlarından mahsûr kaldığı bu yörede, yazın ekin, çayır ziraatine geçinceye kadar kürk hayvanı ziraatçiliği en akıllı ticarî teşkilatlanma olacaktır ki, bu şartlar bir başka hoş gelişmeye de kapı aralamaktadır. Şöyle ki:
 
Bu uzun müddetli mahsûriyette geçen kış aylarında, ölü vakitlerin değerlendirilmesinde, hatta, sohbet ederken, oyun oynarken dahi, can sıkıntısını atmak için olsun, aranan bir meşguliyet olarak köylünün kadın-erkek bütününün canla başla sarılacağı, örneği İsviçre'de kök salmış ve kalitesi, tamamen el işçiliğine dayandığı için, insanın can sıkkınlığında bile eline aldığında kendini şuur altıda da ona vereceğinden, üzerinde uzun zaman durabileceği emeğinin eseri neticesi olarak fevkalâde iş çıkarabileceği "SAATÇİLİK" Mesleği, bu ziraat ikliminde, sanayiye de bir ayak verilmiş olma bakışıyla gönle de hitap eden zevk açısı farklılığının canlılığı ve değişiklik zevkini yaşatmaya vesile huzur verici bir hizmet olarak üzerinde tefekkür etmeye değer bulduğum bir husustur.
 
Efendim, yazınız tecessüsümü mucîbolup, ilham ettiği, bu, içimde yeniden inkişafını sağladığı hislerimin tahrikiyle, esası mesaj kabul olunabilecek bir yorum sadedinde, önüme aldığım klavye başında, her hangi bir araştırma vesikası v.s. kabilinden elimin altında hemencecik bir vasıtaya sahip olamadan, ancak hayatımın muhassalası olan, rabıtam paralelinde, memleketim üzerinde hizmet ve niyet duygu, düşünce, tefekkür, görüş, bilgi ve birikimlerimden, şuracıkta, beynim ve gönlümün elele ilham ettiği aynadan dimağıma, natıkama ve dilim adına klavyeme dökülenlerdi bunlar...
 
Samimiyet ve dua makamında niyetimin tezâhürü olarak arzile saygılar sunuyor ve bu hissiyatımın dile gelişine vesile ruhumda hasıl olan heyecanım adına da, kezâ, buna vesile olan zatınıza şükrânlarımı ifade etmek istiyorum, Allah(CC)'a emanet olun efendim... 


Düzenleyen benkli - 06-Kasım-2008 Saat 23:33
Mustafa BENKLİ
IP
Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Konuyu Yazdır Konuyu Yazdır

Forum Atla
Kapalı Foruma Yeni Konu Gönderme
Kapalı Forumdaki Konulara Cevap Yazma
Kapalı Forumda Cevapları Silme
Kapalı Forumdaki Cevapları Düzenleme
Kapalı Forumda Anket Açma
Kapalı Forumda Anketlerde Oy Kullanma

Bulletin Board Software by Web Wiz Forums version 8.06
Copyright ©2001-2006 Web Wiz Guide